Oğuzname

Oğuzname, Oğuz Kağan Destam’na(*) ve
sonradan ona eklenmiş öykülere Türkİslam
yazınında verilen ad. Dede Korkut
Kitabı’nda(*) yer alan destansı öykülerin de
Oğuzname’nin parçaları olduğu sanılır.
Oğuz Kağan’ın yaşamıyla başlayan Türkmen-
Oğuz tarihleri, yalnızca Oğuz Kağan’ı
anlatan yapıtlar ve Dede Korkut Kitabı’nda
yer alan tek tek öyküler için de Oğuzname
adı kullanılır.
Oğuz Kağan Destam’mn günümüze ulaşmış
en eski Uygurca metninin 13. yüzyılda
ya da 14. yüzyıl başlarında yazıya geçirilirken
hangi adla anıldığı bilinmemektedir.
Reşideddin’in (ö. 1318) Camiut-Tevarih
adlı yapıtının “Tarih-i Oğuzân ve Türkân ve
Hikâyât-ı Cihangir-i O” başlıklı bölümünde
yer alan Oğuzname Moğolca aslından Farsçaya
çevrilmiş, bunun soy bildiren bölümü
Yazıcıoğlu Ali’nin (15. yy) Selçukname
(Tarih-i Âl-i Selçuk) adlı yapıtının başında
“Oğuzname” adıyla Türkçeye aktarılmıştır.
Reşideddin’in yapıtında yer alan öykünün
13. ya da 14. yüzyılda Doğu Türkçesiyle
kaleme alınmış manzum bir özeti daha
bulunmuş, Hüseyin Namık Orkün’un tanıttığı
bu nüsha Kemal Eraslan tarafından
incelenerek Türkiyat Mecmuasında. (1976)
“Manzum Oğuzname” adıyla yayımlanmıştır.
Ebu’l-Gazi Bahadır’ın Şecere-i Terâkime
ve Şecere-i Tür ki adlı yapıtlarında ise Reşideddin’in
kitabında yer alan Oğuzname’nin
Türkmenler arasındaki rivayetleri aktarılır.
Oğuzname’den söz eden ya da alıntı yapan
başka yapıtlar da vardır. Ebûbekir Abdullah
bin Aybek ed-Devadirî’nin Dürerut-
Tican ve Gurerü’z-Zaman’ında, önce Türkçeden
Farsçaya, sonra da Cebrail bin Bahtişu
tarafından Arapçaya çevrilen (826/827)
bir Oğuzname’den söz edilir. Osmanlı sultanı
II. Murad’ın Karakoyunlu hükümdarı
Cihanşah’a elçi olarak gönderdiği Şükrullah
da (ö. 1488), Tebriz sarayında Uygurca bir
Oğuzname gördüğünü Behçetut-Tevarih
(1925-49; 5 cilt) adlı yapıtında belirtir.
Bunların dışında Haşan bin Mahmud Bayatî’nin
Câm-ı Cem Ayîn (1915), Neşrî’nin
Neşri Tarihi, Mirhand’ın Ravzatu s-Safa fi
Sireti’l-Enbiya ve’l-Mülûk ve’l-Hulefa, Şerefeddin
Ali Yezdî’nin (ö. 1454) Zafername,
Hafız Ebru’nun Zübdetut-Tevarih ve
Mecmaü’t-Tevarih ve zeyli, İbn Bibi’nin
el-Evamirü’l-Alâ’iyye f i ’l-Umuri’l-Alâ’iyye,
Lutfi Paşa’nın Tevarih-i Âl-i Osman (1925)
adlı yapıtlarından söz edilebilir.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)