Nürnberg Davaları

Nürnberg Davaları, II. Dünya Savaşı
sonunda, Müttefik Devletler’in oluşturduğu
Uluslararası Askeri Mahkeme’nin Nürnberg’de
(bugün AFC’de) savaş suçlusu Nazi
liderlerini yargıladığı bir dizi dava (1945-
46). Sanıklar hakkında düzenlenen iddianame
dört esasa dayanmaktaydı: 1) Uluslararası
antlaşmaları ve anlaşmaları ihlal edici
saldırı savaşları planlamayı, başlatmayı ve
sürdürmeyi içeren barışa karşı suçlar; 2)
toplu kıyım, toplu sürgün ve soykırım gibi
insanlığa karşı işlenen suçlar; 3) savaş
yasalarını ihlal eden suçlar; 4) ilk üç
kategoride belirtilen suçları işlemek üzere
ortak bir anlaşma içine girme.
Uluslararası Askeri Mahkeme bu davalara
bakma yetkisini, ABD, İngiltere, SSCB ve
Fransa geçici hükümeti temsilcilerinin 8
Ağustos 1945’te imzaladığı Londra Anlaşmasından
alıyordu. Sonradan 19 ülkenin
daha onayladığı anlaşma, Mihver Devletleri’ne
mensup olan ve suçlan belirli bir
coğrafi bölgeyle sınırlı olmayan büyük savaş
suçlularını yargılayacak bir uluslararası askeri
mahkemenin kurulmasını öngörüyordu.
Anlaşmayla yukarıda sayılan savaş suçlarından
birini ya da birkaçını işlemiş kişi,
grup ya da örgütleri belirleme yetkisi mahkemeye
verilmişti. Bir örgütün suçluluğunun saptanması durumunda, üyeleri sanık
olarak duruşmaya çıkarılabilecek ve örgütün
suçluluğu bir daha sorgulanamayacaktı.
Sanıklara iddianameyi önceden inceleme,
avukat tutma, mahkemeye suçlamalarla
ilgili bilgiler sunma ve tanıkları yanıtlayarak
gerektiğinde onlara soru sorma hakları
tanınmıştı.
Mahkeme, imzacı dört ülkenin seçtiği
birer asil üye ve birer yedek üyeden oluşuyordu.
Sovyet üye General İ. T. Nikitçenko’nun
başkanlığında 18 Ekim 1945’te Berlin’de
yapılan ilk duruşmada 24 eski Nazi
lideri savaş suçları işlemekle suçlandı. 20
Kasım 1945’ten başlayarak bütün duruşmalar
Nürnberg’de İngiliz üye Geoffrey Lawrence’ın
başkanlığında yapıldı. Toplam 216
duruşma sonunda, hapishanede intihar etmiş
olan Robert Ley ile sağlığının bozuk
olması nedeniyle mahkemeye çıkamayan
Gustav Krupp von Bohlen und Halbach
dışında 22 sanık hakkında hüküm verildi (1
Ekim 1946). Sanıkların üçü suçsuz bulunurken,
gıyapta yargılanan Martin Bormann
dahil 12 sanık asılarak idam, Rudolf Hess’in
aralarında bulunduğu üç sanık ömür boyu
hapis, Albert Speer’in aralarında bulunduğu
dört sanık da 10-20 yıl arasında çeşitli
hapis cezalarına çarptırıldı.
Mahkeme bu kararları verirken sanıklar
tarafından ortaya konan esas savunmaları
reddetti. Bunlardan ilki bireylerin değil,
salt bir devletin savaş suçlusu olabileceği
iddiasıydı. Mahkeme uluslararası hukuk
alanındaki suçların ancak kişiler tarafından
işlenebileceğine ve yalnızca bu kişilerin
cezalandırılmasıyla uluslararası hukuk hükümlerinin
yerine getirilebileceğine hükmetti.
İkinci savunma, dava ve yargı kararının
geriye dönük hükümlere dayandığıydı.
Mahkeme dava konusu eylemlerin II. Dünya
Savaşı’ndan önce de suç olarak kabul
edildiğini belirtti.

Share This:

Hakkında ali müdür müdür

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)