KAHRAMAN SAFİYYE VE HUZEYFE

Bildiğiniz gibi, Medine’nin yakınma kadar gelmiş olan Mekke kâfirleri, Uhud eivannda karar- gâhlarını kurdular. Hazret-i Resulüllah ise (ye- diyüz) kadar Ashabiyle bunları karşıladı. Aradaki fark çok büyüktü. (Yediyüz) silâhsız Müslümana karşı (üç bin) silâhlı müşrik mevzi almışlardı. îslâmın en dehşetli cihadı burada cereyan etti. Ibn-i Kâmi’e denen imansız biri, çarpışma sırasında Zat-ı Risaletpenahi’ye kadar yaklaşabilmiş, bu arada elindeki kılıncıyla Resulüllah Aleyhisselâma hamle etmiş, bu tecavüzde Aleyhissa,lâtü Vesselam Efendimizin miğferleri ikiye bölünerek, bir parçası da mübarek yüzüne batmıştı. Bütün kuvvetini Fahr-i Kâinatın bulunduğu kesime yöneltmiş olan imansızlar güruhu, sağnak halinde ok yağdırıyor, kılınç şakırtıları1, kalkan sesleri toz duman arasmda etrafa şaşkınlıklar saçıyordu. îştfe bu sırada Müşrikler, «Mus’ap bin Ümeyr»’in şehadetini, Hazret-i Resulüllah’m şehadeti zannederek etrafa: ‘ — Resulüllah öldü i Diye .zafer haberini uçurdular. Medine’ye düşman saldırır düşüncesiyle etraftaki kal’alara yerleşmiş olan Medine Müslümanlarının hanjm ve çocukları, yalan haberi bu karalardan duyunca yollara döküldülerBunların başında muhafız olarak bulunan Yemâni ile Sabit de «Müslümanlar bozguna uğradılar» şeklinde ki haberi duyar duymaz, birlikte yola çıkmışlar ve Uhud’a gelir gelmez de, çarpışmanın hâla devam ettiğini görünce derhal safa iltihak ederek, cihada başlamışlardı. Neden ^onra Müslümanlardan yetmiş sahabenin §ehadeti pahasına Uhud harbi yavaşladı. Fyesulüllah’ın mübarek yüzlerindeki yaraların tedavisini oraya yeni gelniiş olan Fâtıma validemiz yapmaya başladı. Hazret-i Ali, Re’sul-ü- Ekrem’in yüzümdeki kanı silerken, muhtereme kerimeleri de bir bez parçasını yakıp külünü yaraya basıyordu. îslâmın aziz şehitlerinin, içinde Hazret-i Hamza’nın pek vahşice işkence edilerek parçalanmış vücudunu gördüler. Müslümanlar Hz. Hamza için göz yaşı dökerlerken, kız kardeşi Safiyye de ortaya çıktı- O da Hamzâ’yı aramaktaydı, Hazret-i Resulüllah Hamza’mn: yürekler parçalayan nesedini kardeşi Safiyye’ye ğöstermejtiıesi için oğlu ZÎü-» oeyr’e emjr verdi. Zübeyir, annesini oyalatmak istedi ise <3e kahraman Safiyye.:( J } —. Hİç saklamayın, kardeşimin başına gelen İslâmiyet nap.ına geldiği için saklanacak bir, şey değildir, dedi. Safiyye’deki bu îman kuvveti Ashabın takdirini celbetti ve Resulüllah, Hamza’yı görmesine müsaade ettiler., î?arça parça edilmiş cesedin karşısında sessiz göz yaşı döken Safiyye’de görülen tavır pek ibret vericiydi. Safiyye sadece: „
– t – Iıjnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn! Diyerek sükû” netini muhafaza etti. Bu arada Müslümanların âüe ve çocuklarını kal’ada muhafaza etrtıekle vazifeli iken, mağlûbiyet haberini <lu- yarak, IThud’a ‘koşan Sabit ile Yemânî’nin, de hayatta ol- nadıklârı anlaşıldı. Apcak büyük üzünti| işte burada . doğdu! Zira Sabit Müşrikler tarafından şehit edildiği halele Yemâni Müşriklerim dehşetli bir hamlesi karşısında birbirlerine iyice karışan Müslümanlar tarafından bir yanlışlık eseri olarak öldürülmüştü. Bir Müslümanın o andaki keşmekeş neticesinde kendi safındaki bir kardeşini -düşmanından biri zanniyle- öldürmesi kadar üzüntüyü mucip bir bal tasavvur edilemezdi. Yemâni’nin oğlu Huzeyfe de oradaydı. Halbuki Huzeyfe: «— Müslümanlar! Bu benim babamdır!» diye de haykırmıştı ama, kimsede duyup dinleyecek sükûnet yoktu.
Müslüman kardeşleri tarafından babası öldürülen Huzeyfe’ye Resulüllah Hazretleri, babasının diyetini vermek istedi. Fakat Huzeyfe bunu istemedi, ve hatta kızmadı da- Tekrar ettiği cümleler aynen şöyleydî: — Allah babamı öldüren Müslümanları affetsin! Onlara, kin duymuyorum!

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)