K u r t

Sırmalı saçlarivle, arslatı yelesiyle

Geliyordu uzaktan, kükreyip pür neşe.

Sesinde çırpınırdı hasret çeken fâniler,

Okunurdu türküler, söylenirdi maniler.

Hiç duydun mu kimseye müdahane etsin?

Bir an bile ruhuna’ uyuşup durmak yetsin.

Sessizce ilerliyordu şimdi biraz ilerde,

Aşk dolu, iman dolu, şefkat dolu vadilerde

Sormadı, kimseye demedi düşnian nerede?

Haykırıp söyledi: «Tanrım, bana kuvvet ver

Bu garip ahengin zevkini tadayım.

Ne kadâr hüsran varsa hepsini atayım.»

Sonra, birden sustu bir takım sesler duydu

İstem eden o ahenge sessizce uydu.

Fakat anladı ki gelenle aşina değil, .

Hatırasında canlandı Habil ve Kabil

Dlişündükü birlâlıse sevgisine ihanet,

Okudu böylece o k u rt b ü tü n cihana lânet.

Uluyup göklere dedi: «İntikam!

Her zaferin sonu olsun bana kâm.»

Atılıp ileriye sonuna kadar dövüştü,

Ve nihayet baktılar zavallı kurt ölmüştü.

O k u r t ki, inlem eden ölürken de gülm üştü.

O k u rt ki insanları öm rünce övm üştü.

Elde kan, yerlerde kan sarmıştı etrafı,

Merhametli gönüller unutm uştu insafı.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)