GIYBET

GIYBET O iîiam-ı Gazali (Kuddise sirrühû) der ki: H — Bir gün îsâ Aleyhisselâm Şeytan’a. rast gelir. Bir .eHnde bal, diğer elinde de kül tutmakta olan Şeytan’â sorar:. — Ey aduvellah! Bu bal vö kül ile ne yapıyorsun? iblis cevap verir: — Külü fakirlerin, yetimlerin üzerine serpiyorum- Tâ ki zenginlerin gözlerine çirkin gözüksün de yardım etmek, fikrinden vaz geçsinler. — Balı da gıybet edenlerin, din’ kardeşlerini çekiş- tirenlerin ağızlar m a çalıyorum. Tâ M daldıkları dedikodudan aynim ayacak kadar tad duysun, birbirlerine küsecek kadar işi ileri götürsünler. f Bugün biz’Müslümanların haline bakıyprum da, îsâ Aleyhisselâmın gördüğü Şeytan hatırıma geliyor. Bir farkla ki, o ŞŞeytan fakir ve yetimlerin yüzüne serptiği kül île, gıybetçilerin ağzına çaldığı balı ellerinde taşı- yormuş. Benim tahayyül- ettiğim Şeytan ise eünde değil, sırtında taşıyor; hem de kâjı ter içinde taşıdığı yükünü günde bir kaç defa doldurup boşaltıyor. Gıybet deyip de geçmeyiniz- Bu, insanın fikrî seviyesini, îmânî tekâmülünü gösteren bir ölçüdür. Şahsiyeti zayıf, hadiseyi olduğundan fazla gören kimseler, buna tevessül eder, büyük kırgınlıkların, dargınlıkların, temelinde işin gıybetle başladığı hakikati yatar. Bunırn İçindir ki, “bizim huzur ve emniyetimizi tekeffül etmiş olan dînimiz, gıybetin en basitini bile men’etmiştir.Bir bün bazı müşküllerini halletmiş o’an bir kadın, Resulüllah’ın huzurlarından kalkıp gittikleri sırada Âişe Validemizin: — Ne kadar kısa boyluymuş! Diye söylenmesini bile çok gören Resulüllah Hazretleri: — Yâ Âişe, gıybet ettin, buyurmuşlardır. Gıybeti yasaklayan Âyet-i Kerimenin nazil oluşuna sebep olan hâdiseyi müfessirler şöyle zikrederler: Bir gazada Selman-ı Fârisî yemek hazırlamakla meşguldü. Fakat yiyecek kifayet etmediği için Resulül” lah’m huzuruna yiyecek istemeye gönderdiler- Selman gitti, fakat eli boş olarak geri döndü. Yiyecek bir şey getirememişti. Selman’m boş döndüğünü görenler arkasından: — Selman bir kuyuya inse kuyunun suyunu kurutur, gibi sözler söylediler. îşte bu söylentiler üzerine gelen Âyet-i Kerimede: «— Bâzılarmız bâzüarinızı çekiştirmesin!.» emri geldit&lâm büyüklerinin eserlerini tedkik ederken hemen hepsinin de gıybet hakkında bahisler açıp, geniş izahlar yaptıklarını müşahede ediyoruz. Büyüklerden biri:
«— Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek .tutuyorum ve tenezzül etmiyorum- Çünkü gıybet, zaif ve zelil ve aşağıların silâhıdır.» Der. Semerkant âlimlerinden Ebulleys, hacca giderken kese sine bir miktar para ayırır, yolda birinin gıybetini ettiği takdirde bu parayı çöle atmaya başlamış. Tâ ki parasının boşu boşuna heder olmasından korkarak gıybete yaklaşmasın. Hac dönüşünde cebindeki paranın tükenmediğini görünce, kimseye gıybet etmediği için Allah’a, hamd edermiş.
Ebu Hüreyre Radıyallahü anhü Hazretleri de gıybet hakkında şöyle der:—■ Siz Müslüman kardeşini,¿in gözüne düşen bir çöpü görürsünüz de, kendi gözünüzdeki koskoca bir odunu iıeden görmezsiniz? .Hülâsa: Gıybet Müsliimana yakışmaz vesselam!

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)