ENKAZ

ENKAZ çoğl. i. (ar. nukz, yıkıntı’dan enkaz).
Bina v.b. şeylerin yıkıntısı, moloz:
Otel sahibine kimbilir kaça mal olan o tesisat
âdeta enkaz haline. gelmiş (R.N. Güntekin).
Hepsinin içinde sefil yataklar, yırtık
yorganlar, büyük bir yıkıntının enkazını
andıran mobilya paçaları vardı, (A. H. Tanpmar).
|| Esk. Enkaz-ı beser, insan yıkıntısı:
ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede
yer / O ne müdhiş tipidir savrulur enkaz-
ı beşer (M. Â. Ersoy). || Enkaz-ı re mime,
kazaya uğramış gemi.
— Denize. Terkedilmiş ve dalgalarla sürüklenen
cisim: Enkaz, özel olarak yapılmış
ve donatılmış gemilerle yokedilmeyi gerektirecek
kadar ciddî tehlikeler yaratır. || Denizin
kıyılara attığı döküntüler. |{ Bir deniz
mülkünün hiç bir fayda ve çıkar sağlamayacak
derecede harap olmuş, parçalanmış veya
batmış hali. || Teşm. yol. kıyıya vurmuş
gemi, batmış gemi veya batmış geminin
kıyıya,vuran eşyası ve parçalanan kısımlar.
|| Enkaz şamandırası, denizcilik bakımından
tehlikeli batık deniz enkazı işaretleyen fener
şamandırası. (Işığı yeşil olduğu gibi,
şamandıra da yeşil renge boyanmıştır. Ayrıca
üzerine beyaz boya ile, İngilizce’de enkaz
anlamına gelen Wreck kelimesinin ilk
harfi yazılır.)
— Huk. Deniz ticaret hukukunda, bir geminin
kurtarma ve onarım giderleri geminin
o günkü değerini aşıyorsa, tekne, sigortacılarca
enkaz sayılır. (Bu durumda gemi
sahibi alacağı tazminat karşılığında gemisini
sigortacıya terk eder.

Share This:

Hakkında havva tarakcı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)