ENFLASYON

ENFLASYON i. (lat. inflatio’dan fr. inflation).
ikt. Fiyatların genel artışı ile tanımlanan
İktisadî dengesizlik. Bu artışı, iktisatçılar,
piyasada dolaşan paranın çoğalmasına,
bütçe açığına veya arz ve talebin
kötü ayarlanmasına jbağlarlar.
|| Enflasyonist açığı (İngilizce inflationary
gap’fen). Belirli bir zamanda tüketim mâllarının
satmalımı için tüketicilerin elinde
bulunan para hacmi ile bu malların miktarı
arasındaki fark. (II. Dünya savaşı
sırasında ortaya çıkan bu kavram Keynes’-
ın görüşlerine dayanmaktadır; savaş döneminde
toplam üretim çok önemlidir; çünkü
toplam üretimin küçük bir kısmını meydanai
getiren tüketim malları değerinden çok üstünde
bir satınalma gücü yaratılmasına
sebep olur.) Teşm. yol.
Gereğinden fazla -artış: Memur enflasyonu.
■— Enflasyon’un birçok tanımı
yapılmış, ama bunlar gerçekte birer açıklama
çabası olmaktan öteye gitmemiştir;
Klasik iktisatçılar Merkez bankasının altın
ihtiyatları ile ya yeter derecede veya hiç
karşılanmayan banknot emisyonunu, bir enflasyon
saydılar. Bu anlayışa göre enflasyon,
tedavül eden paradaki (madenî, kâğıt veya
kaydî parada) bir artıştan* doğmaktadır. Para
artışının çoğu defa önemli bir bütçe açığı
finansmanını sağlamak gereğinden doğduğu
öne sürülmüş, dolayısıyle enflasyona
karşı para hacminin azaltılması, kredilerin
kısılması, iicrej: ve maaşların indirilmesi gibi
deflasyoncu bir uygulamaya gidilmiştir.
Fakat iki savaş arası dönemde uygulanan
deflasyon siyasetleri, İktisadî ve sosyal
dengesizlikler (fiyatlarda büyük düşüş, işsizlik,
devlet borçlarının artması, sosyal anlaşmazlıklar)
yaratınca, hükümetler enflas-,
yon döneminden sonra parada bir istikrar
sağlamayı deflasyona tercih etmeğe başlamışlardır.
Fransa’da 1928’de Poincare ve
1958’de de Gaulle hükümetleri bu çözüm
yolunu benimsemişlerdir.. >,
Modern iktisatçılar, enflasyon olgusunu değişik
bir şekilde açıkladılar. Para enflasyonu
ile değil de, çok daha ciddi saydıkları
iktisadı enflasyonla ilgilenmeğe başladılar.Bazı uzmanlara göre enflasyon,, «mal ve hizmetlere
olan, toplam talebin mevcut kaynaklara
oranla çok daha fazla» olduğu bir ekonominin
özelliğidir. Bununla birlikte İktisadî’
bir olgu olan * enflasyonu açıklayabilmek
için bu son tanımlamaya daha ayrıntılı
bir nitelik verilmelidir. Fransız Millî İstatistik
ve İktisadî incelemeler enstitüsü
(İ.N.S.EJE.) iktisatçılarına göre ise, enflasyon
«toplam arz ve talep arasında sürekli
bir ayarsızlık» gibi görünmektedir. Süreklilik
niteliği, dengesizliğin kendi kendini
beslemesinden veya enflasyonist gelişme olayındaıj
doğup büyüme eğilimi göstermesinden
ileri gelebüir. Bu yüzden çağdaş iktisatçılar
için, talep elastikiyeti, gelir hareketlerine
karşı arzın sağlamlığı, fiyatlara göre
arz ve talebin elastik olmaması, sürecin
birikimci gelişmesi, enflasyonu açıklayan
başlıca özelliklerdir.
«Enflasyonist gerginlik»in varlığından söz
edilince, bundan belirli bir dönemde ve belirli
bir fiyat seviyesinde karşılanabilir talep
hacminin, arz edilen mal ve hizmetlerden
fazla olduğu anlaşılır. Başka bir deyimle
kişiler, işletmeler ve devletin elinde,
piyasaya arz edilen mal ve hizmetler toplamını
aşan bir gelir fazlası varsa enflasyon
tehlikesi başgöstermiş demektir. Arza oranla
talep fazlalığı hem talebin daha güçlü bir
şekilde artmış olmasından hem de^ arz’m
tek taraflı azalmasından ileri gelebilir. Çağdaş
iktisatçıları arzın talebe göre fazlalığı
da (deflasyon) dahil olmak üzere her türlü
dengesizliğin^ önlenmesi için kamu güçlerinin
piyasa üzerinde baskı yapması gerektiğini
savunmaktadırlar. Kamu, baskısı Özellikle,
tüketim malları üretimi olmadan gelirlerin
(ücret ve kâr) artmasıyle belirlenen savaş ,
veya yoğun silâhlanma devrelerinde gereklidir.
Devre teorisi bu gibi dürümlar için düşünülmüştür:
devlet enflâsyonu, ancak vergi
veya istikraz yoluyle özel geliri, askerî
malzeme yapımından sağladığı gelire eşit
ölçüde emerek önleyebilir. Şayet devlet askerî
malzemenin yapımı için, yeni vergiler
ve istikrazlarla emdiğinden fazla değçfde.
gelir yaratırsa, devre kapanmamış olur.
Nazi işgalinden kurtuluşun hemen ertesinde
Fransa’nın geçirdiği ciddî enflasyon devresi,
birçok enflasyonist etkenlerin biraraya gel- –
meşine bağlanabilir. Bunlar, İngiltere’deki
gibi bir «kemerleri sıkma» siyaseti veya
Belçika’da uygulanan malî bir tutumluluk
siyaseti ile ortadan kaldırılabilecek etkiler
yaratmıştır. Bu enflasyon devresi savaş sebebiyle
oluşan genel bir yoksuDuk ile belirlenir;
bu da arzın sabit ve değişmez bir düzeyde
tutulmasını ve savaş yıllarında doyurulmamış
önemli ihtiyaçlarla ortaya çıkan
aşırı bir talebi gerektirmiştir. (Bu durumda ” .
talep elastikî, arz ise elastikî değildir.)
Enflasyonist bir buhranı atlatmak, basit bir
enflasyonist gerginliği atlatmaktan daha güçtür;
zira enflasyon kendi kendini besler. Oysa
ki paranın istikrarlı olduğu devrede, fiyatlardaki
her önemli artış, alıcıları satın
almadan vaz geçmeğe iter ve her satınalma
kısılması satıcıları isteklerinden fedakârlığa
zorlar. Enflasyon devresinde yeni fiyat
artışları korkusuyle alıcılar iştahlı davranır;
malî imkânları elverdiği ölçüde satıcılar da
fiyat artışlarını bekleyerek stok yaparlar. Talepleri
giderek artan alıcıların başıboş hareketleri
ve arzı azaltmış olan satıcıların
spekülasyonu, piyasa dengesizliğini arttırıcı
etkenlerdir. Bu da enflasyon demektir.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)