EMPREVİZYON

EMPREVİZYON i. (fr. imprévision). Huk.
iki tarafa borç yükleyen sürekli borç ilişkilerinde,
önceden görülmesi ve düşünülmesi
mümkün olmayan hallerin meydana gelmesi
sonucu, taraflardan birinin ediminin aşın
olarak güçleşmesi sebebiyle, sözleşmenin değiştirilebilmesi
veya feshedilmesi imkânını
tanıyan görüş.
— Büyük İktisadî değişikliklere
sebep olan olayların ortaya çıkmasıyle,
ahde vefa pacta sunt se rv anda kuralının doğurduğu
haksızlığa karşı ileri sürülen bu
görüş, ifanın, borçlu için yıkım teşkil edecek
hale gelmesi karşısında, ona yardım
etmenin hakkaniyet gereği olduğundan hareket
eder. Edimler arasındaki eşitlik dengesi
taraflardan biri aleyhine bozulacak olursa,
ona, sözleşmeyi değiştirme veya, bunun
mümkün olmaması halinde, feshedilmesi
imkânı tanınmaktadır. Ancak borçlunun
bu imkândan yararlanabilmesi için: 1. olayın,
savaş, tabiî âfetler, para ayarlanması
gibi, kişinin iradesi dışında meydana gelmesi;
2. sözleşme yazılırken önceden görülememesi;
3. edimler arasındaki dengesizlik
ile, bu olay arasında illiyet bağının
bulunması; 4. olayın meydana gelmesinde
borçlunun kusurunun bulunmaması; 5. edimler
arasındaki dengenin ağır surette bozulması;
6. sözleşme ile emprevizyonu ileri
sürme hakkından feragat edilmemiş olması
gereklidir.Bu şartların bulunması halinde, borçlunun
emprevizyona dayanabilmesinin temelinin ne
olduğu çeşitli teorilerle açıklanması istenmiştir.
Bu teoriler arasında en çok yankı
bulanı, Clausule rebus sic stantibus ve dürüstlük
(objektif iyiniyet) kuralına dayananlardır.
Clausula rebus sic stantibus kuralına
göre, her sözleşmede yapıldığı zamanki durumda
bir değişiklik olmayacağı şartı hiç
olmazsa zımnen bulunmaktadır. Bu sebeple,
durumda bir değişiklik olursa borçlu,
bu şarta dayanarak sözleşmenin yeni duruma
uydurulmasını ister veya sözleşmeyi
fesheder.
Dürüstlük (objektif iyiniyet) kuralına dayanarak
fikre göre ise, borçlunun borcunu
olduğu gibi yerine getirmesi esastır. Yani
pacta sunt servanda kuralı hâkimdir. Ancak,
bu kural da kendisinden daha üstün
olan dürüstlük kuralı ile sınırlıdır. Başlangıçta
mevcut olan durumun sonradan,
ifanın borçluyu yıkacak derecede ağırlaşması
halinde, yine ifayı istemek dürüstlük
kuralına aykırı düşer. Bü sebeple, böyle
hallerde borçluya, sözleşmeyi yeni durumlara
uydurmak veya bu mümkün değil ise,
fesih hakkı tanımak hakkaniyet gereğidir.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)