ELEST

i. (ar. elestü, değil miyim?’den).
Esk. insan ruhlarının yaratıldığı zaman:
E leştin arkasından gelmesin cennet, cehennem
de / Neden ervaha tekrar imtihan olsun
bu âlemde  Biz ehl-i hârâbattanız
mest-i elestiz (Bağdatlı Ruhi). ||-
Bezm-i elest. Rûz-ı elest, insanlığın
en eski çağı: Biz gönlümüzü rûz-ı
elestten beri millî harsımıza vermişizdir (Z.
Gökalp).
1—  Tasav. Kur’an’m VII. suresinin
172.-173. ayetlerinde Tanrı’nm insanları yarattığı
zaman onlara «Elestü bi rabbiküm?»
(Ben sizin Tanrınız değil miyim?) sorusuna
karşı onların da «Belî», (Evet Tanrımızsın)
diye şehadette bulundukları anlatılır ve bu
sorunun kıyamet gününde, insanların, «bizim
bundan haberimiz yoktu; biz atalarımızdan
sonra geldik» demelerine engel olmak
için sorulduğu belirtilir. Halk inancına göre
Tanrı’nın insanları yarattığı gün bu soruya
evet diyenler mümin, hayır diyenler de kâfir
olmuşlardır. Elest, bir bakıma göre bir «ahdi
sabık» yani Tanrı ile kulları arasında
yapılmış bir antlaşma demektir. Dinî, tasavvufî
edebiyatta bezmi elest veya elest bezmi
deyimiyle bu antlaşmaya değinilir,

Share This:

Hakkında havva tarakcı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)