efe

Batı Anadolu’da ve özellikle Manisa ve
Aydın yöresinde köy yiğitlerine verilen ad.
Efenin emrindekilere “zeybek”, delikanlı
yaştaki zeybeklere de “kızan” denir.
Efe, hükümet kuvvetlerinin etkisiz kaldığı
durumlarda halkın hakkını korur, zengin-
den aldığını yoksula dağıtır; zorba, soyguncu,
hırsız, çapulcu ve ırz düşmanlarına
aman vermez; iyinin dostu, kötünün düşmanıdır.
Bu nedenle efeler uzun yıllar geniş halk
kitlelerince birer kahraman gibi görülmüş,
haklarında övgü dolu türküler yakılmıştır.
Efelerin kesinlikle uymak zorunda olduğu
bazı kurallar vardı. Adı ve ünü ne olursa
olsun hiçbir efe bu kurallann dışına çıkamazdı.
Her şeyden önce emrindeki zeybek
ve kızanları kollamak, korumak, onların
her türlü gereksinimlerini sağlamakla yükümlüydü.
Aynca yiğitliği, cesareti ve silah
kullanmadaki yeteneğiyle buyruğu altındakilere
örnek olmak zorundaydı. Zeybek ve
kızanlar, diledikleri zaman efe değiştirebilirdi,
ama efenin haberi olmadan ne ondan
aynlabilir, ne de başkalarıyla ilişki kurabilirdi.
Evlenmesi ya da kız kaçırması da
efenin iznine bağlıydı. Efe uygun görürse,
birçok işi kendi eliyle ve cebinden masraf
ederek görürdü.
Adı ve ünü günümüze değin ulaşan birçok
efe vardır: Sepetçioğlu, Yörük Ali Efe,
Demirci Mehmed Efe, Mes’udlarh Mestan
Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Kozalaklı Mehmet
Efe, Danışmendli İsmail Efe, Sancaklann
Ali Efe, Dokuzun Haşan Hüseyin Efe.
Efeler arasında eşkiyalık yapanlar olduğu
gibi, bir yörede egemenlik kurmaya özenenler
de vardı. 1830’da hükümet kuvvetleri
tarafından öldürülen Atçalı Kel Mehmed
Efe kendisini vali ilan etmişti. II. Abdülhamid
döneminde baş kaldıran Çakırcalı Mehmed
Efe 1912’de yakalandı.
Efelerin giysileri de değişikti. Başa börk ya
da fes giyilir, çevresine oyalı yemeni, bazen
de metrelerce uzunlukta saf ipek sarılırdı.
Yakasız ten gömleği üstüne ön düğmeleri
her zaman açık duran zıbın (ya da içlik),
onun üstüne çapraz düğmeli camedan, en
üste de cepken giyilirdi. Efe cepkeni zeybek
ve kızanlarınkine göre daha uzun olurdu.
Pantolon yerine giyilen kısa şalvar (potur)
diz kapağının üstüne kadar gelir, ağı çok
geniş olur, paça ve kenarlan kaytanla
işlenirdi. Dizden aşağısını çorap ve dizlik
örterdi. Ayağa genellikle yemeni giyilirdi.
Kasıkla göğüs arasına oldukça uzun şal
kuşak sarılırdı. Kişisel eşyaların birçoğu bu
kuşağın katları arasında taşınırdı. Kuşağın
üstüne deriden yapılmış silahlık bağlamr,
içine kulaklı bıçak, pala, yatağan ve harbi
sokulur, aynca matara, çubuk, maşa, tütün
torbası, kav, çakmak ve çakmak taşı konurdu.
Fişeklik de burada taşınırdı. Efeler
ateşli silah olarak çifte tabanca ile mavzer
ya da filinta kullanırlardı.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)