demir

(Fe), periyodik tablonun VIII. grubunda yer alan kimyasal element; en yaygın kullanılan ve en ucuz metaldir. Demir, Tunç Çağında, kırmızı demir cevheri (demir oksit) üzerinde ateş yakılmasıyla, bu ateşin küllerinde bulundu. Boya kayacı olarak adlandırılan bu kırmızı cevherin, bulunan bu yeni metal türü için zengin bir kaynak oluşturduğunun belirlenmesiyle de demir üretimi başladı. Demir oksiti metal haldeki demire indirgemek için, önceleri rüzgâra bırakılan cevher yığınının karşısında ateş yakıldı; daha sonraları taştan ocakların yapılmasıyla, alevlerin körük yardımıyla cevher yığınına üflenmesi yöntemi geliştirdi. Demir aletler ve silahlar, Yakındoğu’da ve Uzakdoğu’da yeni bir çağın başlamasına yol açtı. Mısır’da İÖ y. 2900’da yapılmış olan Giza Piramitleri’nde ve İÖ 1900-1200 dönemine ait Hitit sanat yapıtlarında demir eşyalar bulunmuştur. Ayrıca İsrail’de, İÖ 1300’lerde yapıldığı belirlenen birçok demir eritme fırını ortaya çıkarılmıştır. Çinliler, Hıristiyanlıktan çok önceki zamanlarda yüksek fırını ve dökme demiri buldular. Batıda, Romalılar demir işleme tekniklerini geliştirdiler ve bilgilerini Avrupa’nın kuzey bölgelerine taşıdılar. Çekoslovakya, Fransa ve Ingiltere’de, Romalılara ait demir dö­ küm eşyalar bulunmuştur. Bulunduğu yerler, kullanım alanları ve özellikleri. Yerkabuğunun yaklaşık yüzde 5’ini oluşturan demir, doğada bulunma bolluğu bakımından, metaller arasında alü­ minyumdan sonra ikinci, elementler arasında oksijen, silisyum ve alüminyumdan sonra dördüncü sırada gelir. Yerçekirdeğinin büyük bölümünü oluşturan demir, bir bü­ tün olarak Yer’i oluşturan elementler arasında da, yaklaşık yüzde 35 oranıyla birincsırayı alır, aynca Güneş’te ve başka yıldızlarda da bol miktarlarda bulunur. Yerkabu­ ğunda, ender olarak serbest metal halinde rastlanır. Grönland’daki bazaltlı kayaçlarda ve ABD’de Missouri’deki karbonlu tortullarda, yüzde 2-3 nikel alaşımlı, Yer kökenli serbest demir oluşumları bulunmuştur. Öte yandan, göktaşı kökenli kamasit de, düşük nikelli (yüzde 5-7) demir içerir. Doğal nikelli demir alaşımlarına ise, Yer’deki çökellerde (yüzde 21-64 demir, yüzde 77-34 nikel) ve göktaşı kökenli taenitte (yüzde 62-75 demir, yüzde 37-24 nikel) rastlanır. (Doğal demirin ve nikelli demirin mineralojik özellikleri için bak. doğal elementler [tablo].) Göktaşları, içerdikleri demir ve silikat minerallerinin göreli oranına bağlı olarak, demirli, taşsı demirli ya da taşsı olarak sınıflandırılır. Demir, başka elementlerle birleşmiş halde, yüzlerce mineralde de bulunur. Hematit, magnetit, limonit ve siderit, en önemli demir cevherleridir. İnsan vücudundaki demirin ortalama miktarı yaklaşık 4,5 gr’dir (yaklaşık yüzde 0,004). Bunun yaklaşık yüzde 65’i, akciğerlerden vücut dokularına oksijen moleküllerini taşıyan hemoglobin biçimindedir. Ayrı­ ca yüzde l ’i, hücre içi yükseltgemeyi denetleyen çeşitli enzimlerde bulunur. Geri kalan demirin çoğunluğu, gerektiğinde hemoglobine dönüştürülmek üzere karaciğer, dalak ve ilikte depolanır. Bir yetişkinin günlük gereksinimi olan 10-20 mgr demiri et, yumurta sarısı, havuç, meyve, buğday ve yeşil sebzeler sağlar. Demir eksikliğinin neden olduğu hipokrom kansızlığın tedavisinde, birçok organik ya da inorganik demir (çoğunlukla demir II) bileşikleri kullanılır. Günlük yaşamda kullanılan demir, hemen her zaman az miktarlarda karbon içerir; bu karbon bileşen, malzemenin özelliklerini belirler. Alaşımsız metal, katışkıları giderilmiş demir bileşiklerinin (örn. oksitler) üzerinden yüksek sıcaklıklarda hidrojen geçirilmesi ya da çeşitli demir tuzu çözeltilerinin, elektroliz yoluyla çökeltilmesi yoluyla elde edilir. Demirin üç ayrı biçimi (alotrop) vardır. Kristal yapısı içmerkezli kübik olan delta demir, (ferritö), yaklaşık 1390° C’nin üzerinde kararlıdır ve bu sıcaklığın üzerinde gamma demire (ostenit) dönüşür (bak. çizim). Gamma biçimi, yüzmerkezli kübik yapıdadır ve paramagnetiktir (mıknatıstan zayıf biçimde etkilenir); demir karbürle (Fe3C° sementit) kolayca katı çözeltiler oluşturabilme özelliği çelik yapımında önem taşır. 910° C’de, içmerkezli kübik yapıdaki ağırlık olarak % C – Fe3C Demir-sementit faz diyagramı Büyük İskender’in komutanlarından I. Antigonos Monophthalmos’un oğluydu. Babasının seferlerindeki başarılı komutanlı­ ğıyla sivrildi ve onun Asya’daki imparatorluğunu yeniden kurmaya girişti. Mısır satrapı I. Ptolemaios ile Nebatiler karşısında başarılı olamadı. İÖ 307’de Atina’yı MakedonyalI Kassandros’tan kurtardı ve İÖ 306’da Ptolemaios’u Kıbrıs’taki Salamis’te kesin bir yenilgiye uğrattı. Başarısız Rodos kuşatmasından (İÖ 305) ötürü I. Demetrios’a “Poliorketes” unvanı verildi. Babası tarafından Yunanistan’a geri çağrılan Demetrios, İpsos Savaşı’nda çarpıştı. Bu savaşta babası öldürüldü ve imparatorluğun büyük bölümü yitirildi (İÖ 301). Demetrios, Yunanistan’da tutunabileceği sağlam mevziler kazandıktan sonra İÖ 294’te Atina’yı yeniden işgal etti ve kendisini Makedonya kralı ilan etti. Ama İÖ 288’de rakipleri Lysimakhos ve Pyrrhos tarafından Atina’dan sürüldü. Sonunda Kilikya’da I. Selevkos’a teslim oldu (İÖ 285) ve orada öldü. Plutarkhos’un Bio paralleloi (Hayatlar, 1945, 2 cilt) adlı yapıtında Demetrios’ un da yaşamöyküsü anlatılır. Demetrios I S o t e r (Koruyucu) (d. İÖ y. 187 – ö. 150), İÖ 162-150 arasında Suriye kralı. IV. Selevkos Philopator’un (hd İÖ 187- 175) oğluydu. Babasının hükümdarlığı sırasında rehine olarak Roma’ya gönderildi. Oradayken önce amcası IV. Antiokhos Ephiphanes (hd. İÖ 175-164), sonra da kuzeni V. Antiokhos, Suriye’ye egemen oldu. Demetrios, Yunanlı devlet adamı ve tarihçi Polybios’un yardımlarıyla İÖ 162’de Roma’dan kaçtı ve Suriye’ye dönerek krallıkta hak iddia etti. Komutan Timarkhos’un ayaklanmasını bastırdıktan sonra Roma senatosunca kral olarak tanındı. İÖ 160’ta Filistin’deki bir Yahudi ayaklanmasını sindirdi. Roma, Mısır ve Pergamon’un (Bergama) desteğiyle tahtta hak iddia eden Aleksandros Balas’a karşı savaşırken öldü. Demetrios II (d. İÖ y. 276 – ö. 229), İÖ 239’dan sonra Makedonya kralı. Çok genç yaşta, Epeiros kralı Aleksandros’u yenerek tahttan indirdi ve böylece Makedonya’yı kurtardı (İÖ y. 263). Tahta çıktığında karşısında ’ Aitolia Birliği(*) ve Akhaia Birliği(*) arasındaki ittifakı buldu. İttifaka daha sonra Epeiros Birliği de katıldı. Makedonya bu tehditler altındayken Dardanialıların istilası başlayınca Demetrios kuzeybatıya yöneldi ve bir çarpışmada yenilgiye uğradıktan sonra öldü. Başarısızlı­ ğı hem ülkeyi hem de krallığı ciddi biçimde zayıflattı. Demetrios II N î k a t o r (Muzaffer) (d. İÖ 161 – ö. 125), İÖ 145-139 ile İÖ 129-125 arasında Suriye kralı. Kral I. Demetrios Soter’in (Koruyucu) oğluydu. Babası tahtı zorla ele geçiren Aleksandros Balas ile yaptığı savaşta öldü­ rülünce, Demetrios 150’de sürgüne gitti. Giritli ücretli askerlerden oluşan bir orduyla İÖ 147’de Suriye’ye dönerek, İÖ 145’te Balas’ı tahttan indirdi ve kendisi tahta çıktı. İÖ 140’ta bir Part saldırısını püskürttü; ama İÖ 139’da Partlara yenilerek tutsak düştü. İÖ 129’da serbest bırakılınca Suriye’ye döndüyse de ikinci hükümdarlık döneminde krallığın yalnızca bir bölümünü denetiminde tutabildi. Yaklaşık dört yıl sonra öldü­ rüldü. Demetrios K h a l k o n d y l e s (d. 1424, Atina – ö. 1511, Milano), Rönesans Döneminin Eski Yunanca ve Platonca felsefe uzmanı. 1447’de İtalya’ya, Kardinal Bessarion’un yanına gitti. 1463’te Padova’da profesör oldu. 1479’da Lorenzo de Medici’nin çağrı­ sıyla Floransa’ya gitti, 1492’de Milano’ya geçti. Marsilio Ficino, Angelo Poliziano ve Teodoro Gaza ile birlikte, Batı dünyasında edebiyatın yeniden canlanmasını sağladı. Floransa’daki öğrencileri arasında araştırmacı Johann Reuchlin de vardı. Homeros’ un (1488) ve Isokrates’in (1493) yapıtları ile Suda sözlüğünün (1499) ilk baskılarını Demetrios yaptı. Ayrıca soru-yanıt biçiminde bir Yunanca dilbilgisi kitabı (Erotemata)yayımladı.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)