dema tanrıları,

Yeni Gine’nin güneyinde
yaşayan Marind-Animlerin efsanevi ataları.
Dema tanrılar öbeği olarak adlandırılan
mitolojik bütünün ana temasını oluşturur.
Dema efsanelerinde belirleyici öğe, dema
(ata) tanrısının ata kabile tarafından öldüadlandırılır. Ortadaki bölüm daha alçak
olan delta düzlüğüdür. Üçüncüsü ise kıyı
hattından denize doğru uzanan ve deniz
düzeyinin altında oluşan sualtı bölümüdür.
Bu bölümlerin karşılıklı oranlarındaki değişiklikler,
dünya deltalarının farklı boyut ve
biçim kazanmalarına yol açar.
Vadi duvarlarıyla sınırlanmış bir akarsu,
akaçlanan bir havzadan denize tortul ve su
getiren bir kanal olarak düşünülebilir. Aşağı
çığır bölümündeki düzlük bir noktada
genişler ye çoğu akarsu birden çok kola
dağılır. İşte bu nokta, deltanın en üst
bölümü ile üst delta düzlüğünün başlangıcıdır.
Deltanın bu bölümü alüvyonlu düzlük
(yelpaze) özellikleri gösterir. Deniz düzeyinin
ve etkin su gelgitlerinin üzerinde kalan
bu bölüm, akarsuyun etkisiyle biçimlenir.
Akarsu yatakları arasında kalan alanlar,
geniş tatlı su bataklıkları, bataklıklar ve sığ
göllerle kaplıdır. Daha alçak delta düzlüğü
periyodik olarak su gelgitlerinin altında
kalır ve bu bölüm hem akarsuyun, hem de
denizin etkisiyle biçimlenir. Yataklar arasındaki
alanlar, hafif tuzlu su koyu, tuzluluk
oranı, bataklık ve mangrov bataklığından
daha yüksek olan gelgit düzlüğü ve kumsal
sırtları gibi çeşitli yüzey biçimlerini içerir.
Deltanın sualtı bölümü, deniz düzeyinin
tümüyle altında oluşur ve genellikle kıta
sahanlıkları üzerinde denize doğru belirgin
bir çıkıntı oluşturur. Bu süreçte deniz etkisi,
egemendir. Akarsu etkisi ikincil önem taşır.
Akarsu akışının hızı, akarsu ağzında genellikleyavaştır ve deniz akıntıları ile dalgalar,
tortulları kolaylıkla deltanın ön cephesi
boyunca yana doğru dağıtabilir. İri taneli
tortullar dalgalar tarafından akarsu ağzının
yakınlarında yoğunlaştırılır. Daha ince taneliler
ise delta kıyısı boyunca yanal olarak
hareket eder. Taşkın dönemleri başladığında,
taşman tortullar ve su, artık delta
içindeki yataklarda kalamaz ve akarsu setlerini
aşarak komşu ara alanlara yayılır. Bu
nedenle mil ve kil tortuları, normal olarak
çökelti oranları çok düşük olan bu alanlara
hızla girmeye başlar. Bu olgu, su düzeyinin
üzerindeki delta düzlüklerinin oluşumundaki
en önemli etkendir. Akarsu ağzında,
taşkın dönemlerindeki akarsu akışı hızları,
akarsu düzeyinin ve akış hızının düşük
olduğu dönemlere oranla belirgin biçimde
yüksektir ve bu nedenle deniz akıntılarının
ve dalga hareketlerinin etkisine egemen
durumdadır. Böyle dönemlerde tortular
deniz yönünde sahil boyunca yanal olarak
çok daha uzaklara yayılır. Miller ve kimi
zaman da kumlar, sığ akarsu ağzından
taşınır ve deltanın ön cephesi boyunca ya da
sualtı deltasının daha dik eğimli bölümleri
boyunca birikir.
Delta birikiminin gelişimi, her yöredekendine göre farklılıklar gösterir. ABD
topraklarının yaklaşık yüzde 40’ını akaçlayan
Mississippi Irmağı deltasının güneybatı
bölümü her yıl yaklaşık 400 m uzar. Venezuela’da
Orinoco Deltası yılda 200 m,
SSCB’deki Volga Deltası ise 170 m ilerler.
Bununla birlikte bazı deltalar yılda yalnızca
birkaç metrelik büyüme gösterebilir. Örneğin,
SSCB’deki Don Irmağı deltası her yıl
yalnızca 10 m ilerler. Genel olarak, delta
büyüme oranlarının geçmiş zaman içindeki
durumları sıralandığında, günümüzdeki çoğu
deltanın son buzullaşma döneminden (y.
13 bin yıl önce) bu yana genişlediği ve daha
sonraki deniz düzeyi yükselmesinden etkilenmiş
olduğu görülür.
Nil tipi kavisli deltalar, ana akarsudan
dışarı akan kolların yarattığı birikimlerden
oluşur. Bu kollar, akarsu ile denizin birleştiği
yerden başlayarak kavisli bir yol izler ve
yayılır. Öteki delta biçimleri de tanımlanabilir.
Sivri uçlu (testere dişli) deltalar,ötekilerine egemen durumdaki tek bir yatağın
ileriye doğru uzamasıyla oluşur. İtalya’
da Tiber Irmağı deltası bunun bir örneğidir.
Üçüncü tür deltaların önde gelen örneği
Mississippi Irmağı deltasıdır. Mississippi
Deltası, yarımada biçimindeki tortul uzantılardan
(parmaklar) oluşur. Yarımada biçimindeki
parmaklar bir kuşun pençelerini
andırır. Bu nedenle bu tür deltalar “kuş
ayağı deltaları” olarak bilinir. Mississippi’
nin bu tür bir delta oluşturmasının nedeni,
akarsuyun, kendisinden ayrılan yatakların
kenarları boyunca taşıdığı ve biriktirdiği
çok miktardaki ince tortuldur. Mississippi
Deltasının biçimi çok belirgin olmakla birlikte,
ana deltanın deniz düzeyinin hemen
altında ve gerçekte kavisli bir yapıda olduğu
söylenebilir.
Dördüncü tür delta, haliç deltasıdır ve
deniz düzeyinin yükselmesiyle altında
kalmış dar haliçlerde oluşur. Bu tür deltaların
biçimini halicin kendi biçimi belirler.
Fransa’da Sen Irmağı, Manş Denizi ile
birleştiği yerde bir haliç deltası geliştirmiştir

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)