delice (Lolium temulentum),

buğdaygiller
(Poaceae) familyasından biryıllık otsu
bitki. Akdeniz Bölgesi’nde, özellikle ekili
alanlarda kendiliğinden yetişir. Yaklaşıkket görünümündedir. Bengal pazarı gibi
kapalı kültürel alanlar, Kotla Mubarekpur
gibi köy görünümlü semtler ve gecekondu
mahalleleri Delhi’nin öteki ilginç özelliklerini
yansıtır. Son yıllardaki göçler ciddi bir
konut açığı yaratmıştır. Eski Delhi’deki
plansız evler genellikle birkaç katlıdır ; birer
odalı apartmanlar yaygındır. Zenginlerin
oturduğu semtlerde eski tek katlı evlerin
yanında çok katlı binalar yükselir.
Delhi’nin çarpıcı mimari anıtları Hindistan
tarihinin bütün evrelerini yansıtır. Erken
Peştu üslubunun örneği olan Kutb Minare
ve Kuvvetü’l-İslam Çamisi’nde Hint üslubu
ve yapı malzemeleri İslam motifleri ve yapı
koşullarına uyarlanmıştır. Tuğlukâbad ile
Seyyid ve Ludi hükümdarlarının türbelerinde
görülen Geç Peştu üslubu, zarif kubbe,
mermer, çini ve süslemelerle ayırt edilir.
Geç Babürlü mimarisini yansıtan Kırmızı
Kale (Lâl Kila) ve Mescid-i Cuma’nın
belirgin özellikleri süslü dış yüzeyler, üst
üste binmiş kubbeler ve yüksek minarelerdir.
25 m yüksekliğindeki kırmızı kumtaşı
surlarla çevrili Kırmızı Kale’nin içinde bir
dizi saray, bahçe, kışla ve bina yer alır.
İngiliz döneminden kalma Kendriya Saçivalaya,
Parlamento Binası ve Başkanlık Sarayı
modern İngiliz mimarisi ile geleneksel
Hint kalıplarının özelliklerini birleştirir.
Yararcı bir eğilimin ağır bastığı bağımsızlık
sonrasındaki kamu yapılarında Hint ve Batı
üslupları arasında bir sentez oluşturma arayışı
görülür. Günümüz mimarisine işlevci ve
insana dönük bir anlayış egemendir. Yamuna
Irmağına bakan çiçekli bahçelerde ulusal
önderler anısına dikilmiş çeşitli anıtlar
yükselir.
Nüfus. 1911’de 240 bin olan Delhi’nin
nüfusu, 1981’e değin 20 katı aşan birartış
göstermiştir.Bu artış en yüksek hıza yoğun
mülteci akınmın yaşandığı 1941-51 arasında
ulaşmıştır. Tam bir kozmopolit yapı gösteren
Delhi halkının yarısı dışardan gelmedir.
Hindular nüfusun dörtte üçünü oluşturur.
En büyük dinsel azınlık olan Müslümanları
küçük Caynacı, Hıristiyan ve Budacı topluluklar
izler.
Ekonomi. Delhi ekonomisinin temelini
işgücünün büyük bölümünü kapsayan hizmet
sektörü oluşturur. Sanayi ikinci, ticaret
ise üçüncü sırada yer alır. Yüzyıllar boyunca
Kuzey Hindistan’ın en önemli ticaret ve
alışveriş merkezi olan Delhi’nin fildişi oymacılığı,
işlemecilik, altın ve gümüş işçiliği,
bakır ve tunç eşya yapımı gibi el sanatları
bugün de önemini korumaktadır. El dokuması
ürünler, hazır giysi, spor ve deri eşya
imalatı da yaygındır. Son yıllarda gelişen
orta ve küçük ölçekli sanayi kuruluşlarında
elektronik eşya, makine, otomobil parçaları,
ölçüm aletleri, elektrikli aletler gibi
mallar üretilir. Hindistan Merkez Bankası
ile bir borsanm bulunduğu Delhi, aynı
zamanda canlı bir depolama, toptan ticaret
ve dağıtım merkezidir.
Hindistan’ın kuzeybatısından doğudaki
ovalık kesime giden bütün yollar, coğrafi
konumundan dolayı Delhi’den geçer. Burada
buluşan beş ulusal karayolu ve çeşitli
demiryolu hatları, kenti ülkenin her yanınabağlar. İki havaalanından Palam uluslararası,
Safderceng ise iç seferler için kullanılır.
Kent içi ulaşım ağı bisiklet ve kağnılar ile
otomobil ve kamyonların yan yana yer
aldığı ağır trafik yükünü kaldırmaktan
uzaktır. Otobüs ve tren hatlarına dayanan
kitle ulaşım sistemi yetersizdir.
Yönetsel ve toplumsal koşullar. 1952’de
merkezden yönetilen eyalet, 1956’da da
birlik toprağı statüsü kazanan Delhi’nin
yönetim sistemi üç kademeli bir yapıya
dayanır. Devlet başkanınca atanan ve birlik
toprağının en üst yöneticisi olan valiyegene devlet başkanınca atanan dört kişilik
bir Yürütme Konseyi yardım eder. Büyük
Şehir Konseyi kent sorunlarının görüşüldüğü
bir organdır. Seçimle belirlenen Belediye,
Yeni Delhi Belediye Komitesi, Delhi
Askeri Bölgesi Kurulu ve Delhi Gelişme
İdaresi dışında bütün özerk organları yönetir.
Su, çöp toplama ve elektrik hizmetleri
yetersizdir. Kentte resmî hastanelerin yanı
sıra çeşitli dispanserler vardır. Polis örgütü
valiye bağlı bir genel müfettişin yönetimindedir.
İlk ve orta düzeydeki okullann
eğitim sistemi merkezî bir kurulca düzenlenir.
Delhi ve Cavaharlal Nehru üniversitelerine
bağlı birçok yüksekokul ve araştırma
kurumu vardır.
Kültürel yaşam. Delhi’nin kültürel özellikleri
bir değişim süreci içindedir. Eski dönemin
dans, müzik ve şiir toplantıları müşaare
gibi eğlencelerinin yerini sinema, kabare ve
kulüpler almaktadır. Öte yandan yerel edebiyat
ve güzel sanatları geliştirmeye yönelik
tiyatro topluluklan ve kurumlan da etkinlik
göstermektedir. Bunların başlıcaları Sangit
Natak, Lalit Kala ve Sahitya akademileridir.
Ulusal Modern Sanat Galerisi’nde yüze
yakın sanatçının yapıtları bulunur. Kentte
birçok dinlenme alanı, park, bahçe ve spor
tesisi vardır.
Tarih. Kentin bilinen en eski yerleşmesi
ünlü Mahabharata destanında sözü edilen
Indraprastha’dır. İÖ 1400’de Pandava krallarından
Yudhishthira’nm kurduğu bu kent
sonradan Eski Kale ve Hümayun Türbesi’
nin kurulduğu yerler arasındaki büyük bir
tümseği kaplıyordu. Efsanelere göre canlı
bir merkez olmasına karşın, zamanla bütünüyle
yıkıldı. Raca Dhilu’nunİÖ 1.yüzyılda
bugünkü Kutb Minare yakınlarında kurduğu
kent, uzun bir gerileme döneminin
ardından 12.yüzyılda Çauhan (Çahamana)
hükümdan III. Prthviraca’nm başkenti olarak
yeniden önem kazandı. Daha sonra
Müslümanların eline geçti ve Muizzi hanedanının
kurucusu Kutbeddin Aybek’in başkenti
oldu. Alaeddin Halaci (hd 1296-1316)
kuzeydoğuya düşen Siri’de ikinci bir kent
kurdu. Giyaseddin Tuğluk’un (hd 1320-25)
Tuğlukâbad’da kurduğu üçüncü kent bir
süre sonra su sıkıntısı yüzünden terk edildi.
Muhammed bin Tuğluk (hd 1325-51) genişleterek
surlarla çevirdiği dördüncü kente
Cihanpenah adını verdi. Onun ardılı III.
Firuz Şah Tuğluk (hd 1351-88) başkentini
daha kuzeyde, bugünkü Kotla Firuz Şah
alanında kurduğu Firuzâbad adlı beşinci
kente taşıdı.
14.yüzyıl sonlarındaki Timur istilası sırasında
başkentin Agra’ya taşınmasıyla, Delhi
önemini yitirdi. İlk Hint-Türk imparatoru
Babür’ün 1526’da burayı merkez edinmesinden
sonra Hümayun’un kurduğu Din Penah’ı
1540’ta yerle bir eden Şir Şah, Eski
Kale (Purana Kila) olarak bilinen altıncı
kenti inşa etti. Başkent olmaktan çıkarak
yeniden önemini yitiren Delhi, Şah Cihan’
m 1638’de Şahcihanâbad adlı yedinci kentin
(bugün Eski Delhi) temelini atmasıyla eski
parlak günlerine döndü. 18.yüzyıl ortalannda
Hint-Türk İmparatorluğu’nun yıkılmasını
izleyen Maratha akmları ve Nadir Şah’m
saldırıları yüzünden önemli yıkımlara
uğradı.
1803’te İngiliz yönetimine girdikten sonra
giderek gelişti. 1857 Hint Ayaklanması
sırasında birkaç ay ayaklanmacıların elinde
kaldı. 1912’de Ingiliz Hindistam’mnbaşkenti,
Kalküta’dan yeni Delhi’ye taşındı.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)