Delalande, Michel-Richard

d e l a l a n d e
olarak da yazılır (d. 15 Aralık 1657, Paris –
ö. 18 Haziran 1726, Versailles, Fransa), 18.
yüzyıl başlarında, Fransa’da önde gelen
dinsel müzik bestecisi. Jean-Baptiste
Lully’nin sağlığında etkili olabilmiş az sayıdaki
besteciden biridir.
Korocu olarak girdiği Saint-Germain
l’Auxerrois’da birkaç enstrüman çalmayı
öğrendi. Paris’in dört değişik kilisesinde org
çaldı. XIV. Louis’nin kızlarına müzik dersi
vermesi istendi. 1683’te Kraliyet Şapeli’nin
yöneticiliğine getirildi. 1704’e gelindiğinde
saraydaki dinsel müziğin denetimini tek
başına eline geçirmişti. Aynı zamanda kraliyet
oda müziği sorumlusuydu.
Delalande’m ünü Versailles’daki şapel için
yazdığı 42 ilahiden kaynaklanır. Parçalarının
kontrpuanları sağlamdı, metinleri ustaca
işlenmiş, Fransız ve İtalyan biçemleri
başarıyla kaynaştırılmıştır. Lully’nin Fransa’da
opera alanında başardığını, Delalande
da dinsel müzik alanında başarmıştır.
Symphonies pour les soupers du roi (Kralın
Akşam Yemeği İçin Senfoniler) adlı bestesini
çok beğenen XIV. Louis, 1703’te Andre
Philidor’u yapıtın tam bir kopyasını çıkarmakla
görevlendirmiştir. Delalande aynı1791’de görülür. 19. yüzyılda terim, çoğunlukla
makineyle yapılmış sanat ürünlerinin
hepsi için kullanılmıştır. Zamanla dekorasyon,
her yalın düzeye uygulanabilecek bir
tür sanatsal cila gibi görülmeye başlamış, bu
aşamayla birlikte de uygulamalı sanat terimi
yaygınlaşmıştır. Bunun ardından dekorasyonun,
satılabilir ürünlerin ekonomik biçimde
üretilmesinin bir koşulu olarak görülmeye
başlanması olgusu ise, endüstri sanatları
teriminde çok uygun bir anlatım bulmuştur.
Ama başını William Morris’in çektiği
Arts and Crafts(*) hareketi bu yaklaşımın
karşısında yer almıştır. Bugün, dekoratif
sanatçılar, yüksek nitelikli seri üretim
için tasanmlar yaptıkları gibi, tek nesneler
üretmek üzere doğrudan bir zanaat alanında
da çalışabilirler.
Aralarında Raffaello ve Fragonard’ın da
bulunduğu geçmişin birçok usta sanatçısı,
bugün dekoratif sanatlardan sayılabilecek
işlerle uğraşmışlardır. Buna karşılık 19.
yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında sanatçılar,
iki tür sanat arasında belirginleşmeye başlayan
ayırımı yansıtacak biçimde uzmanlaştılar.
Ama bazı bağlamlarda bu ayınm, üstü
örtülü bir hafifsemeyi de içeriyordu. Yakın
dönemlerde, güzel sanat dallarından birçok
sanatçı dekoratif sanatların ya da el sanatlarının
araç ve tekniklerini benimsemiş; bunun
sonucunda da güzel sanatlarla dekoratif
sanatlar arasındaki ayırım daha da bulanıklaşmıştır.
Örneğin, Picasso seramik boyamış,
Salvador Dalı mücevher, Fernand
Leger duvar halısı ve dokuma, Marc Chagall
ise vitray tasarlamışlardır.
Batılı olmayan kültürler genellikle dekoratif
sanatları güzel sanatlardan ayırmazlar.
Örneğin Doğu Asya’da seramik, kaligrafive (özellikle Japonya’da) çiçek düzenleme,
OsmanlIlarda hat, tezhip ve çinicilik yaratıcı birer sanat dalı olarak kabul edilir.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)