def

t e f olarak da bilinir, yüksekliği çok az
olan kasnaklı küçük davul. Daire ya da
çokgen biçimli olabilir. Derisi gövdenin bir
ya da iki yüzüne çivilenerek ya da yapıştırı larak gerilir. Avrupa deflerinin bir yüzünde
deri vardır. Defin kenarına ziller, vızıltılı
sesler çıkarması için saçma taneleri ya da
kirişler bağlanır.
Eski Sümerlerde tapmak törenlerinde büyük
kasnaklı davullar kullanılırdı. Küçük
defler ise Mezopotamya, Mısır, İsrail (İbranice:
tof), Yunanistan ve Roma’da (tympanon ya da tympanium) çalınırdı. Astarte,
İsis ve Kybele anatanrıça kültlerinde de def
vardı. Bugün Ortadoğu halk müziğinde de
kullanılmaktadır.
“Bendir”, “girbal” ve “daire” çeşitli def
türleridir. Daha çok tasavvuf müziğinde
kullanılan, kasnağı daha enli zilsiz büyük
defe “mazhar” denir. Eski çağlarda olduğu
gibi bugün de defi daha çok kadınlar çalar.
13. yüzyılda Haçlıların Ortadoğu’dan Avrupa’ya
götürdükleri timbrel ya da tabret adı
verilen defi, şarkı ve danslara eşlik etmek
üzere genellikle kadınlar çalardı. Modern
def Avrupa’ya 18. yüzyılda, zamanın modası
olan Osmanlı mehter müziğinin etkisiyle
girdi. Zaman zaman 18. yüzyıl operalarının
partisyonlarında (örn. Christof Gluck ve
Andre Gretry’nin yapıtlarında) yer aldı. 19.
yüzyılda da Hector Berlioz ve Rimski
Korsakov gibi besteciler yapıtlarında defe
yer verdiler.
Türk müziğinde biri arabesk denen küçük,
biri de kasnağı dar, ama çapı daha büyük iki
tür def kullanılır. Bunların her ikisinin de
yalnız bir yanında deri gerilidir. Bir dönem,
özellikle hanendelerin usul vurma çalgısı
olarak kullandıkları def, sonraları unutuldu.
Bu dönemde def daha çok daire adıyla
anılırdı. 19. yüzyıl sonlarına doğru özellikle
ince saz takımlarında yeniden kullanılmaya
başlayan def günümüzde de bir ritim çalgısı
olarak varlığını sürdürmektedir.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)