De Niro, Robert

(d. 17 Ağustos 1943, New
York kenti), ABD’li sinema oyuncusu.
1970’ler ve sonrası Amerikan sinemasının
en önemli oyuncularından biri olmuştur.
Resimle uğraşan bir ailenin çocuğuydu. On
yaşında tiyatro öğrenimine başladı. On altıyaşında ünlü Actors Studio’ya(*) girerek
Stella Adler ve Lee Strasberg’in öğrencisi
oldu. 196ü’ta sinemaya adımını atana değin,
ticari Broadway tiyatrosuna tepki olarak
gelişen Off-Broadway(*) oyunlarında ve gezici
tiyatrolarda sahneye çıktı. Sinemada
önceleri Brian De Palma’nın düşük bütçeli
bağımsız filmlerinde roller aldıysa da pek
dikkat çekmedi. Adını duyurmasını sağlayan
film, ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir
beyzbol oyuncusunu canlandırdığı Bang the
Drum Slowly (1973; Davulu Yavaş Çal)
oldu. Aynı yıl Martin Scorsese’in Mean
Streets’ inde (Kötü Sokaklar) oyunculuk yeteneğini
gösterdi. Bundan sonra Scorsese’in
birçok filminde, toplumla sorunları olan
huzursuz tipleri canlandırdı.
De Niro, 1974’te Francis Ford Coppola’nın
The Godfather, Part II (Baba-II) adlı filmindeki
genç Vito Corleone yorumuyla yardımcı
oyuncu dalında Oscar kazandı. İki yıl
sonra Scorsese’in Taxi Driver’mdzkı (Taksi
Şoförü) olağanüstü oyunuyla dünyanın gözde
oyuncuları arasına girdi. Cannes Film
Şenliği’nde en iyi oyuncu ödülünü kazandığı
bu filmi Bernardo Bertolucci’nin dev filmi
1900 (1976), Elia Kazan’m The Last Tycoon
(1976; Seni Kaybetmek İstemiyorum), Scorsese’in
New York, New York (1977; New
York, New York) adlı filmleriyle Oscar’a
aday gösterildiği The Deer Hunter (1978;
Avcı), izledi. 1980’lerde ise 30 kilo alarak
canlandırdığı ünlü boksör Rocky Marciano
rolüyle Oscar kazandığı Raging Bull (1980;
Öfkeli Boğa) ve Jerry Lewis’le birlikteoynadığı The King of Comedy (1983; Kahkahalar
Kralı) adlı iki Scorsese filmi, Sergio
Leone’nin yönettiği Once Upon a Time in
America (1984; Bir Zamanlar Amerika),
Merly Streep’le birlikte oynadığı Falling in
Love (1985; Geç Kalan Sevgi), Cannes Film
Şenliği’nde büyük ödülü kazanan The Mission
(1986; Görev), Alan Parker’ın yönettiği
Angel Heart (1987; Şeytan Çıkmazı) ve
yıllar sonra De Palma’nm yönetiminde oynadığı
The Untouchables (1987; Dokunulmazlar)
gibi önemli yapımlarda rol aldı.
“Amerikan düşü”nün değişik mitlerini
canlandırıp bunlara gerçeklik ve hafif bir
hiciv katan De Niro, rolleri üzerinde uzun
boylu çalışması ve özel yaşamını gözlerden
uzak tutmasıyla da klasik sinema yıldızı
tipinin dışına çıkmıştır.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)