David, Jacques-Louis

(d. 30 Ağustos
1748, Paris – ö. 29 Aralık 1825, Brüksel),
18. yüzyılın sonlarında, Rokoko üslubuna
karşı bir tepki biçiminde oluşan Yeni-Klasiküslubun başlıca temsilcisi ve döneminin en
seçkin Fransız sanatçısı.
“Horatius Kardeşlerin Yemini” (1784,
Louvre Müzesi, Paris) gibi klasik temaları
konu aldığı dev boyutlu yapıtlarıyla büyük
bir ün kazanmıştır. 1789’da Fransız Devrimi
başlayınca kısa bir süre sanatın yönlendirilmesiyle
görevlendirilmiştir. “Katledilmiş
Marat”da (1793, Belçika Kraliyet Güzel
Sanatlar Müzesi, Brüksel) olduğu gibi Devrim’in
kurbanlarını ve önderlerini klasik
olmaktan çok, gerçekçi bir üslupla betimlemiştir.
Daha sonra Napoleon’un ressamlığına
getirilmiştir. Tarihsel konuların ressamı
olarak bilinmekle birlikte, “Madame Recamier’ninPortresi”nde (1800, Louvre Müzesi,
Paris) görüldüğü gibi aynı zamanda usta
bir portreciydi.
Gençliği ve yetişmesi. David, Pompei ve
Herculaneaum’da yeni kazıların başladığı ve
Antik Çağa dönüşün özendirildiği bir yılda
doğmuştu. Küçük, ama başarılı bir kumaş
tüccarı olan David’in babası 1757’de bir
düelloda öldürüldü. David iki amcası tarafından,
pek de şefkat görmeden büyütüldü.
Klasik edebiyat yapıtlarını öğrendi, bir çizim
kursuna devam etti, ardından tarihsel
konular ressamı Joseph-Marie Vien’in atölyesine
verildi. Vien yeni gelişmekte olan
Yunan-Roma beğenisi doğrultusunda ürünler
veriyor, ama yüzyılın başlarında moda
olan hafif duygusallıkla erotizmden de tümüyle
vazgeçmiyordu. Yeteneği giderek
gelişen David, 18 yaşındayken Kraliyet Resim
ve Heykel Akademisi’ne girdi. Resmî
yarışmalarda dört kez başarısızlığa uğradı.
İntihar girişiminde bulunduğu umutsuz bir
dönemin ardından, 1774’te “Antiokhos ve
Stratonike” (Güzel Sanatlar Yüksekokulu,
Paris) adlı yapıtıyla Roma Ödülü’nü kazandı.
Bu yapıt onun bu aşamada, aile dostları
ressam François Boucher’nin Rokoko üslubundan
az da olsa etkilendiğini gösterir.
David İtalya’da, koyu tonların egemen
olduğu 17. yüzyıl Bologna Okulu’ndan,
Nicholas Poussin’in ağırbaşlı klasik üslubundan
ve Caravaggio’nun dramatik gerçekçiliğinden
etkilendi. Her üç eğilimi de özümsemekle
birlikte, Caravaggio’nun izleyicilerinin
kullandıkları güçlü ışık-gölge karşıtlığına
belirgin bir düşkünlük duyuyordu. Fransa’dan
ayrılırken “Antik sanat benim kanıma
giremeyecek kadar cansız…” demişti.
Bir süre bu sözlerine bağlı kaldıysa da,
Roma’da Alman ressam Anton Raphael Mengs ve sanat tarihçisi Johann Joachim
Winckelmann’in geliştirdikleri Yeni-Klasik
öğretilerle ilgilenmeye başladı. Antik Çağa
dönüşe tutkuyla bağlı olan genç Fransız
heykelci Quatremere de Quincy’le birlikte
Herculaneaum kalıntılarını, Paestum’daki
Dor tapınaklarını ve Napoli’deki Pompei
koleksiyonlarını gezdi.
Ün kazanması: 1780-94. 1780’de Paris’e
döndü. Orada tamamladığı “Belisarius Dilenirken”
(Wicar Müzesi, Lille) adlı yapıtında,
Antik Çağa soylu duygusal bir yaklaşım
ile Poussin’i anımsatan resimsel bir tekniği
birleştirdi. 1782’de görünüşte sade, ama bir
hayli renkli bir kişiliği olan Marguerite
Pecoul ile evlendi. Varlıklı bir müteahhit
olan Marguerite’in babası aynı zamanda
Louvre’un yapımının gözetiminden de sorumluydu.
David evlendikten sonra hızla
yükseldi. “Hektor’a Yas Tutan Andromakhe”
(1783, Louvre Müzesi, Paris) adlı yapıtında
derin keder duygusunu yansıtmakta
gösterdiği başarı ve ressamca ustalık, onun
1784’te Kraliyet Akademisi’ne seçilmesini
sağladı. Aynı yıl, Corneille’in Horace (Horatius)
adlı oyununun Paris’teki sahnelenişinden
esinlenilerek ısmarlanan resmi tamamlamak
üzere eşi ve atölyesindeki yardımcılarıyla
birlikte Roma’ya gitti. Sonuç,
oyunla hiçbir ilişkisi olmayan “Horatius
Kardeşlerin Yemini”ydi (Louvre Müzesi,
Paris). David resimde bu üç kardeşin, Alba
ile savaşan Roma’nın zaferini kesinleştirmek
için babalarına canlannı feda etmeyi
önerdikleri, yalın bir yüreklilikle yüklü,
görkemli anı betimlemişti. Resme egemen
olan güçlü dış çizgiler, çıplak kübik mekân,
donuk renkler, friz benzeri kompozisyon ve
berrak ışık gibi resimsel öğeler, işlediği
konu kadar Rokoko’ya ters düşüyordu. İlk
kez David’in Roma’daki atölyesinde, ardındanda Fransa’ya dönüşünü izleyen 1785
Salon Sergisi’nde gösterilen resim büyük bir
olay yarattı ve Yeni-Klasik teriminin henüzkullanılmadığı bir dönemde Avrupa’yı süregelen
zarif kıvrımlardan ve yatak odası
temasından kurtaracak yeni bir sanatsal
canlanışın bildirgesi sayıldı. Bu amaçla yapılmış
olmamasına karşın giderek yozlaşmış,
köhne bir aristokrasinin sonunu, cumhuriyetçi
Roma’ya atfedilen katı ve yurtsever
ahlak değerlerinin yeniden canlanışını
simgeler oldu.
David bir kültür kahramanı oldu; hatta
bazı çevrelerde bir mesih gibi görüldü.
Ahlak dersi veren “Sokrates’in Ölümü”
(1787, Metropolitan Sanat Müzesi, New
York), arkeolojik açıdan ilginç “Paris’le
Helena’mn Aşkı” (1788, Louvre Müzesi,
Paris) ve kendini feda konusunu işleyen
“Lictorlar Brııtus’a Oğullarının Cesedini
Getiriyor” (1789, Louvre Müzesi, Paris)
adlı yapıtlarıyla ünü daha da arttı. “Brutus”
sergilendiği sırada Fransız Devrimi başlamıştı.
İhanet içindeki oğullarını ölüme mahkûm
eden yurtsever Roma konsülünün konu
alındığı bu resim umulmadık bir siyasal
anlam kazandı. Romalıların günlük yaşamının
betimlendiği varsayılan resmin beklenmedik
bir başka etkisi daha oldu ve David
uzun bir süre Fransız modasını yönlendiren
kişi durumuna geldi. Evler Roma eşyalarının
taklitleriyle döşendi; erkekler saçlarını
Roma’da olduğu gibi kısa kestirirken, kadınlar
da Brutus’un kızlarının giysilerini ve
saç biçimlerini örnek aldılar.
Devrim’in ilk yıllarında David, Robespierre’
in önderliğini yaptığı Jakobenlere katıldı
ve kendini siyasal bir davaya adamış sanatçıya
örnek oluşturdu. 1792’de XVI. Louis’nin
idamının oylanacağı sırada Konvansiyon’aüye seçildi. 1793’te ise sanat işlerine bakan
komisyonun bir üyesi olarak Fransa’nın
sanat alanındaki diktatörü olmuştu ve “resmin
Robespierre’i” olarak adlandırılıyordu.
Konvansiyon’da estetik ve ahlak değerleri
üzerine vaazlar veriyordu.
Akılcı yaklaşımı ve belki de Roma Ödülü’
nü kazanma uğruna vermiş olduğu mücadelenin
acı anısıyla Kraliyet Akademisi’ni
kapattı. Akademi’nin yerini kısa bir süre
için Sanat Komünü, ardından da Halkçı ve
Cumhuriyetçi Sanatçılar Derneği aldı.
1795’te ise, David’in gücünü yitirmesinden
sonra Fransız Enstitüsü ile Güzel Sanatlar
Yüksekokulu’nun sistemlerinin karışımı bir
eğitim sistemi başlatıldı. 19. yüzyıl boyunca
Fransız sanat dünyasını bu sistem yönlendirdi.
David sanat alanındaki bu diktatörlük
döneminde sık sık devrimci propaganda ile
uğraştı. Anma madalyaları yaptırdı, taşrada
dikilitaşlar diktirdi, ulusal şenlikler ve Devrim
kurbanları için görkemli cenaze törenleri
düzenledi. Bu dönemde başladığı bazı
resimlerini hiçbir zaman bitiremedi. Bunlardan
biri kralcıların vurarak öldürdükleri
trampetçi bir çocuğa övgü niteliğindeki
“Joseph Bara” (1794, Calvet Müzesi, Avignon),
bir başkası ise Halk Meclisi’nin (Tiers
Etat) anayasa yapılıncaya değin dağılmamak
üzere yemin edişini konu alan “Tenis
Kortu Yemini”dir (1791, Louvre Müzesi,
Paris). Bu ikinci yapıtın Versailles ve Trianon
Ulusal Müzesi’yle Cambridge’deki
Fogg Sanat Müzesi’nde de başka taslakları
bulunmaktadır. David’in, öldürülen bir milletvekilinin
onuruna yaptığı ve kendisinin
de en iyi resimlerinden biri saydığı “Lepeletier
de Saint-Fargeau’nun Ölümü” adlı yapıtı
ise yok olmuştur. David, Jakobenlerdenesinlenerek gerçekleştirdiği en önemli yapıtı
“Katledilmiş Marat”yı, Charlotte Corday’ın
devrimci önder Marat’yı öldürmesinden kısa
bir süre sonra yapmıştır. Devrim’in pietası tahtına çıkmasını önerdi. Bu öneri, o sırada
tahtın yasal vârisi olan yeğeninin (sonradan
II. Robert) kendisine düşman olmasına yol
açtı; ayrıca İskoçya Parlamentosu’nca da
reddedildi. Savurganca para harcaması yüzünden
yaşamının son yıllarında David’in
muhalifleri daha da çoğaldı.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)