Çingenece

Çingenece, r o m a n I olarak da bilinir, bütün
dünyadaki Çingenelerin konuştuğu, Kuzey
Hint-Âri dilleriyle yakınlığı olan dil. Fiziksel
antropologların Hindistan’dan dünyaya
dağıldıklarını kabul ettiği Çingeneler günümüzde
daha çok Avrupa’nın doğusunda
yoğunlaşır. Genellikle Çingeneler bir azınlık
olarak tanınmadığı gibi Çingenecenin de
yasal bir statüsü olmamıştır.
Karşılaştırmalı dilbilim çalışmalarının ortaya
çıkardığı bulgular, Çingenecenin Kuzey
Hint dillerinden y. 11. yüzyılın başlarında
ayrıldığını düşündürür. Slovenyalı dilbilimci
Franz von Miklosich, Çingenecenin bütün
dünyada konuşulan çağdaş lehçelerini, Avrupa’daki
kökenlerine göre 13’e ayırdı;
bunlar Yunan, Rumen, Macar, Çek-Slovak,
Alman, Leh, Rus, Fin, İskandinav, İtalyan,
Sırp-Hırvat, Gal ve Ispanyol lehçeleridir.
Bu lehçe farklılıkları, Avrupa’ya yerleşen
Çingenelerin dilinin, çeşitli Avrupa dillerinden
etkilenmesi sonucunda oluştu. Çingenece
bu dillerden birçok sözcük aldı,
ayrıca sesbilgisi ve dilbilgisi yapıları da
etkilendi.
Çingenecenin bütün lehçelerindeki ünlü ve
ünsüz sistemleri, Sanskrit dilindeki sistemlerin
değişimiyle oluşmuştur. Bu değişimlerin
bazıları, çağdaş Hint dillerinin geçirdiği
değişimlerle uygunluk içindedir. Bazıları
ise, daha eski bir döneme aittir (örn.
sözcüğün başına gelen dr-, tr-, ünsüz kümeleri
ve sözcüğün ortasına gelen sr[7ı], şt[h\
ünsüzlerinin korunması). Birkaç değişimin
nedenini açıklamaksa oldukça zordur. Tipik
bir Orta Avrupa lehçesinde (Krakov-Loyari)
i, e, a, o, u ünlüleri bulunur. Hint-Âri
dillerindeki üstdamaksıl ünsüzler zamanla
yok olurken Slav dillerindeki sürtüşmeli ve
yarı kapantılı sesler Çingeneceye girmiştir.
Çingenecenin çağdaş Kuzey Hint dillerininkine
benzer bir dilbilgisi sistemi vardır.
Çingenecedeki dolaysız durum Sanskrit dilindeki
yalın durum ve belirtme durumundan,
dolaylı durumsa tamlayan durumundan
türemiştir. Bengali ve Hintçede olduğu
gibi sözdizimsel amaçlarla adlann arkasına
çeşitli ilgeçler getirilebilir. Eylem çekiminde
üç kişi, iki sayı (tekil-çoğul), beş zaman
(şimdiki zaman, geçmişte bitmemiş zaman,
geçmiş zaman, geçmişte bitmiş zaman, gelecek
zaman) ve üç kip vardır.
Çingenecenin, Çingenelerin gezginciliğini
en iyi yansıtan özelliği sözcük dağarcığıdır.
Kökenini oluşturan Hint dilleri dışında
Çingenece şu ana kaynaklardan beslenmiştir:
Iran dilleri (Farsça doshman’dan doshman
“düşman”), Ermenice, Yunanca
(Spöuos’ tan dr o m “yol”), Rumence (boltâ
dan bolta “dükkân”), Macarca (bıiVı’den
bino “günah”) ve Slav dilleri (glas “ses”;
rebniko “göl” ; grob “mezar” ; dosta “yeter”;
ale “ama”). Hint-Âri dillerinden alınan
sözcükler arasında da Hintçe bhükh’ûen
bokh “açlık”, Sanskrit bala’dan bâl “saç”,
za “gitmek” eyleminin geçmiş zaman ortacı
gelo “gitmiş” (Bengali cava, gtelo ile karşılaştırabilir)
ve Prakrit dillerindeki ratta’-
dan rat “kan” sayılabilir.
Yazı geleneği olmayan Çingenece, zengin
bir sözlü geleneğe sahiptir. Günümüze değin
varlığını sürdürebilmesinin nedenlerinden
biri, yaşam tarzları komşu topluluklarla
çatışmalara yol açan Çingeneler arasında
bir argo ya da gizli dil işlevi görmesidir.
20. yüzyılda bazı Doğu Avrupa ülkeleri
Çingenece şiir ve halk masallarını kendi
ulusal yazılarıyla yayımlamışlardır. Çingene
olmayanlar da (gace’ler) bazen Çingenece
yapıtlar vermiştir.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)