Çin yazı sistemi

Çin yazı sistemi, Çince sözcükleri, çoğu
resimsel simgelerden türemiş karakterlerle
gösteren, büyük ölçüde logografik yazı
sistemi. Çince sözlüklerde, genellikle karakter
olarak adlandırılan 40 bin kadar
simge vardır. Ama uygulamada Çin telgrafçılarının
4 birimli kod gruplarına ayırdığı 10
bin kadar simge yeterlidir. Çinceyi okuyup
yazabilmek için en az 2 bin karakteri bilmek
gereklidir. Belirli sözcükler, çoğu zaman ya
sözcüğün anlamını ifade eden tek bir simge
ile ya da bir simge grubu ile gösterilir.
Çin yazı sisteminin İÖ 2. binyıhn başlarında
gelişmeye başladığı sanılmaktadır. Bilinen
ilk yazıtlar, Shang (Yin) hanedanı
döneminden (İÖ 18-12. yy’lar) kalmadır.
Kaplumbağa kabuğu ya da kemik parçalan
üzerine kazınmış kehanetlerden oluşan bu
yazıtlann her birinde 10 ile 60 arasında
karakter kullanılmıştır. Geç Shang hanedanı
(İÖ y. .1123) ve onu izleyen Zhou
hanedanı (İÖ y. 1111-255/256) döneminin
ilk yıllanndan kalma yazıtlarda görülen
guwen(*) Çin yazısının gelişiminde
Kemik üstüne kazınmış kehanetlerden oluşan
yazıtlar, İÖ 14 ya da 12. yüzyıl,
Shang hanedanı dönemi, Xiaotun
The S yndics o f the University L ib r a r y , C ambridge, Cambridgeshire
daha sonraki bir aşamayı temsil eder. Zhou
hanedanı döneminde kullanılan başlıca yazı,
Zhouwen (Zhou yazısı) olarak da adlandırılan
dazhuan’â\(*) (büyük mühür). Zhou
hanedanının son zamanlarında dazhuan bir
ölçüde bozuldu; Qin hanedanı dönemine
(İO 221-206) rastlayan İÖ y. 213’te onun
yerini xiaozhuan(*) (küçük mühür) aldı. Bu
dönemde yazı fırçası kullanılmaya başladı
ve karakterler daha modern bir görünüm
kazandı. Lishu(*) olarak adlandırılan bu
modern yazıdan birçok değişik üslup geliştirildi.
Çinliler, geleneksel olarak yazı karakterlerini
liushu (altı yazı) olarak adlandınlan altı
türe ayırırlar. Bunların en vaygmı olan xing
sheng türünde, anahtar (ya da kök) adı
verilen ve anlam belirten bir karakter ile
okura sözcüğün okunuşunu hatırlatma işlevini
gören bir ses öğesi birlikte kullanılır.
Bu ses öğesi, genellikle yazılmak istenen
sözcükle aynı biçimde okunan başka bir
karakterin kısaltılmış biçimidir. Örneğin ko
(ırmak) sözcüğünü gösteren karakter, anlamı
belirten shui (su) ile, sesi belirten ko’dan
oluşur; ama fco’nun (meyve) anlamı burada
hiçbir değer taşımaz. Böylece oluşturulan
“su-ko” simgesi, “ırmak” anlamına gelen ko
sözcüğünü belirtir. Çin yazı sistemindeki
karakterlerin yüzde 75’i bu türdendir.
Öteki karakter türlerinden xiang xing,
piktografik (resimsel) simgelerden türemiş
karakterlerden oluşur; bu karakterlerde
anlam öğesi,, başlangıçta bir resimle ifade
ediliyordu. Örneğin, tian (tarla) sözcüğünü
göstermek için bir tarlayı simgeleyen dörde
bölünmüş bir kare karakteri kullanılır. Zhi
shih türünde, karakterler mantıksal ya da
soyut kavramları simgeler; örneğin, er (iki)
sözcüğü iki yatay çizgi ile belirtilir. Huiyi
türünde karakterler, aralannda mantıksal
bir bağ olduğu düşünülen birimlerin birleştirilmesiyle
elde edilmiştir. Örneğin, “doğru,
içten” anlamına gelen sözcüğü gösteren
karakter, “insan”, ve “sözcük” için kullanılan
simgelerin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur.
Zhuan zhu türü var olan karakterlerde
değişiklik yapılarak elde edilen karakterleri
içerir. Örneğin, shan (dağ) sözcüğünü
gösteren karakter yana döndürüldüğünde
fou (plato) anlamını verir. Jia jie türü ise,
anlamı farklı, ama okunuşu benzer başka
sözcükleri gösteren karakterlerden alman
ya da başlangıçta karıştırıldığı için kullanımı
bu biçimde yerleşen karakterleri içerir.
Örneğin, “ayak” sözcüğünü gösteren karakter
zu, “yeterli olmak” sözcüğünü belirtmek
için de kullanılır.
Çin yazı sistemindeki karakterler, sözlüklerde,
içerdikleri ya da eskiden beri bağıntılı
kabul edildikleri anahtarlara (anlam belirten
karakterler) göre sıralanır. Sayılan
214’ü bulan bu anahtarlar çağdaş sözlüklerde,
bunlan yazmak için gerekli kalem
darbesi sayısına göre sıralanır.
Çince için, Çin yazı sistemindeki karakterler
ve Latin alfabesi temel alınarak sesleri
belirten (fonetik) yazı sistemleri geliştirilmiştir;
bunlar, bugün yaygın olarak kullanılmaktadır.
Çincenin Latin dillerindeki
yazımım standartlaştırmak isteyen Çin hükümeti,
1958’de Pinyin transkripsiyon sistemini^)
benimsedi. Çin’in ana lehçesi olan
Pekin ya da Kuzey Mandarin lehçesindeki
seslerin transkripsiyonuna dayanan bu sistem,
giderek 19. yüzyılda geliştirilen Wade-
Giles transkripsiyon sisteminin(*) yerini
almaktadır.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)