wiki

wiki

ŞİİLİK

ŞİİLİK, Alın. Schıa (f), Schıismus (m). Fr. Chiisme (m). İng. Shiism Yetmişiki fırkadan birinin adı. Şiî (veya şia) fırkasına mensup olanların yolu. Şiîlik, Abdullah İbni Sebe’ adında birinin ortaya çıkardığı, daha çok siyasî yönü bulunan ve hurufî inancından olan dinî bir fırkanın, grubun adıdır (Bkz. Hurufilik). Bu fırkaya, mensup olanlara “Şiî” veya “Şia” denir. Şiî ve Şia, lügâtta, bir insanı ...

Devamını Oku »

ŞİBLİ

ŞİBLİ, Evliyânın büyüklerinden ve İslâm âlimlerinden. Mâliki mezhebinde idi. Asıl ismi Ebu Bekir Câfer bin Yunus olup, Ebu Bekir Şiblî de denir. 861 (H. 247)’de Bağdat’a yakın Samarra’da doğmuş, 945 (H. 334)’de Bağdat’ta vefat etmiştir. Kırk yaşma kadar çeşitli görevlerde bulunmuş, bu arada valilik veya vali naipliği yapmış­ tır. Kırk yaşında iken âlim Hayr-un-Nessac’la karşılaşdı. Hayrun-Nessac’ın sözleri ve davranışları kendisine ...

Devamını Oku »

ŞEYTAN OTU (Ferula)

ŞEYTAN OTU (Ferula), Al m. Weisser Stechapfel (m), Fr. Herbe (I) du diable, İng. White datura. Familyası: Maydanozgiller (Umbelliferae). Türkiye’de Yetiş­ tiği Yerler: Doğu, Orta, Güney ve Güney Doğu Anadolu. Gövdeleri silindir şeklinde veya köşeli, sarı renkli çiçekler açan yüksek boylu otlar. Yapraklar büyük, çok parçalı ve parçalar iplik şeklindedir. Çiçekler şemsiye şeklindeki durumlarda toplanmışlardır. Memleketimizde onyedi ferula türü tabiî ...

Devamını Oku »

ŞEYTAN

ŞEYTAN, Alın. Salan, Fr. Satan İng. Satan, devil. Allahü teâlâ’nın yarattığı mahlûklardan biri. Şeytan, kibir ve gururu sebebiyle Allahü teâlânın rahmetinden uzaklaştırılan İblis’in ve ona tâbi olanların bir sıfatıdır. Bu sıfat, ilk defa İblis için kullanılmış olduğundan, onun adı olarak da meşhur olmuştur. Şeytan, birine muhalefet etmek, toprağa girmek, iple bağlamak… gibi manaları yanında, “uzak olmak” manasına da gelir. En ...

Devamını Oku »

ŞEYH-UL-İSLÂM

ŞEYH-UL-İSLÂM, İslâm devletlerinde ilmiye sınıfı­ nın en yüksek makam sahibi. Ulemanın reisi. Fetvâ müessesesinin başkanı. Kendisine sorulan umumî ve hususî, şer’î ve hukukî mes’elelere, dinî hükümlere uyarak fetva veren kimse. İslâmiyetin ilk yıllarında fetvâ işlerine bizzat Peygamberimiz (s.a.v.) kendileri bakarlardı. Ondan önceki devirlerde de her peygamber, kendi zamanındaki insanların fetvâ işlerine bakarlardı. Peygamberimizin (s.a.v.) vefatından sonra dört halife (Hz. Ebû ...

Devamını Oku »

ŞEYHÎ

ŞEYHÎ, Onbeşinci asır divan şairi. Asıl ismi Yusuf Sinaneddin’dir. Bir müddet Kütahya’da eğitim gördükten sonra, bilgisini arttırmak için İran’a gitti. İran’da Seyid Şerif Cürcânî ile ders arkadaşı olan Şeyhî, tasavvuf, edebiyat ve tıp sahasında yetişmiş olarak Anadolu’ ya döndü. Ankara’ya uğrayarak Hacı Bayram-ı Velî’ye talebe oldu. Bunun için eserlerinde tasavvufî terim ve mazmunlara bol bol yer verdi. Şiirlerinde Şeyhî mahlasını ...

Devamını Oku »

ŞEYH ŞÂMİL

ŞEYH ŞÂMİL, Dağıstanlı M eşhur İslâm kahramanı.. 1797 senesinde Dağıstan’ın Avar köyünde dünyaya geldi. Denge ailesi reisi Muhammed adındaki, zâtın oğludur. 4 Şubat 1871’de Medine’de vefat etmiştir. Şeyh Şâmil ilk tahsiline medreselerde başladı. Asil bir muhitte âzami gayret göstererek, tahsilini tamamlı­ yordu. İlk hocası meşhur Said Herakânî’dir. Otuz yaşlarına geldiği zaman iki metreyi aşkın boyu, sarsılmaz imanı ve keskin bakışlarıyla ...

Devamını Oku »

ŞEYH GALİB

ŞEYH GALİB, Onsekizinci yüzyıl divan şairlerinden. Asıl ismi Mehmed olan Şeyh Galib, 1757’de İstanbul’un Yenikapı semtinde dünyaya geldi. Babası Mustafa Reşit Efendidir. İlk tahsilini yalnız babasından almıştır. Galata Mevlevihanesi Şeyhi Hüseyin Efendi’ den din ve tasavvuf; Şair Hoca Neş’et’ten de edebiyat dersi almış olduğu Divan’ındaki manzumelerinden anlaşılmaktadır. Mevlevî çevrelerde yetişti. Önce Esad, sonra da Galip mahlasıyla yazdığı şürleri toplayarak 24 ...

Devamını Oku »

ŞEYBANÎLER

ŞEYBANÎLER, Maveraünnehr’deki İslâm devletlerinden. Kurucusu Muhammed Şeybânî’den dolayı Şeybânîler, bölgeye ve devlete hakim Türk boyunun adından dolayı da Özbekler denir. Şeybânîler hanedanının kurucusu, 1429-1468 tarihlerinde Harezm’de hükümdarlık yapan Ebû’l-Hayr’m torunu Muhammed Şeybânî’dir. Şeybânî, Onaltmcı yüzyılın başında son Timurlulardan Maveraünr.ehr’i zabt etti. Şeybânîler, Ehl-i sünnet itikadında Hanefî olduklanndan İran’daki Safevîler ile devamlı mücadele ettiler. Batı komşulan Rafızî Safevîler ve Haçlı âlemiyle ...

Devamını Oku »

Yeniçeriler

Osmanlı Devleti’nin daimi ücretli ordusunun (Kapıkulu Ocağı piyade sınıfına verilen ad. Devlet merkezinde Osmanlı padişahlarının emir ve kumandaları altında ve onların şahıslarına bağlı olan, Kapıkulu denilen yaya ve atlı askeri ocaklar, maaşlı olup eyâletlerdeki topraklı veya tımarlı sipahi ile diğer eyâlet kuvvetlerinden tamamen ayrı idiler. Osmanlı Devletinin muvaffakiyetinde mühim bir amil olan ve ikibuçuk asır kadar pek muntazam bir teşkilât ...

Devamını Oku »

Yeni Zellanda

Güneybatı Pasifik Okyanusunda, iki büyük ada ve birçok küçük adalar üzerinde kurulmuş, (34°25’ – 47° 17’) güney enlemleri ve (166°27’ – 178°35’) doğu boylamlan arasında yer alan bir güney yanm küre ülkesi. Tarihi: Yeni Zelanda adalanna ilk yerleşenler 1500 yıl önce Doğu Pasifik Okyanusu adalanndan gelen Maorilerdir. Maoriler, bir Polinezya grubu kavimdir. Maorilerin adalara yerleşmesi ondördüncü yüzyıla kadar devam etti. ...

Devamını Oku »

Yeni Gine

Güneybatı Pasifik’te, Avustralya kıtasının kuzeyinde ve ekvatorun güneyinde, 0°-10° güney enlemleri ve 130°-150° doğu boylamları arasında yer alıp ve Yeni Gine adasının doğu yarısı, Bismarck Takımadası ve birçok bitişik ada gruplarını içine alan bağımsız bir ülke. Batısında Endonezya, güneyinde Avustralya Bölgede yaşayan ilk insanların kimler olduğu hakkında bilgiler kesin değildir. Bu adalar topluluğunda hayatın 10.000 yıl evvel başladığı kabul edilir. ...

Devamını Oku »

Yeni Camii

İstanbul Eminönü’ndeki Türk-İslârfi mimarisinin zarif muhteşem mabedi. Caminin bulunduğu yerde daha önceleri Sirkeci’ye doğru uzanan bir Yahudi mahallesi vardı. Sultan Üçüncü Murad’ın eşi Safiye Sultan burada camii yaptırmak isteyince binaların değeri iki misli olarak ödenerek istimlâk edildi. Osmanlı devletinin en büyük miman olan Koca Mimar Sinan’ın talebelerinden Başmimar Davud Ağa 1597’decaminin yapımına başladı. Davud Ağa’nın bir yıl kadar sonra vebadan ...

Devamını Oku »

Yengeçler

Eklem bacakların denizlerde, tatlı sularda ve karada yaşayabilen bir gurubu. Kabuklular (Crustacea) sınıfının onayaklılar(Dekapoda) takımındandır. Vücutları kitinden yapılmış karapaks denen kireçli sert bir kabukla örtülü­ dür. Dış iskelet ödevini gören bu kabuk genellikle kur­ şunî renktedir. Baş ve göğüs kısımları kaynaşmış olup, karapaksla örtülüdür. Vücutları kütleşmiş, daha doğ­ rusu genişlemiş durumdadır. Üstten bakılınca hemen hemen sefalotoraks (başlıgöğüs) görülür. Altı parçadan ...

Devamını Oku »

Yemin

Allahü teâlânın adını anarak yapılan ahd ve verilen teminat. Yemin, lügatte; kuvvet demektir. Sözün, niyetin, işi yapmak veya yapmamak arzusunun kuvvetli olduğunu gösterir. Yemin yerine half, hilf ve kasem kelimeleri de kullanılır. Silahlı kuvvetlere katılan her askere hizmeti tam, noksansız ve başarıyla yapacağına dair içirilen “and” ile hukuk davalan esnasında taraflardan birinin, olayın doğru olup olmadığı hususunda Allahü teâlâyı şahit ...

Devamını Oku »

Yemen

Arap Yanmadası’nda, kuzeyinde Yemen ve Suudi Arabistan, doğusunda Umman, güneyinde Aden Körfezi ile çevrili bir devlet. Tarihi: Aden çok eski zamanlarda önemli bir buhur, baharat ve ipek ticareti limanı idi. Yedinci yüzyılda ülke İslâm idaresi altına girdi. Bir ara OsmanlIların eline geçti. (Bkz. Kuzey Yemen). 1839’da İngiltere, Aden’i aldı. Uzun zaman onların hâkimiyeti altındaki Yemen’de 1%3’de İngiltere’ye karşı bir bağımsızlık ...

Devamını Oku »

YEMEKLER

Vücudun yapısında lüzumlu olan ve iş görmesi için gerekli enerjiyi sağlayan pişmiş veya çiğ gıda maddeleri. Yemek yimek ye pişirmek ilk insan ve ilk Peygamber Hz. Âdem (a.s.) zamanından beri vardır. Hz. Âdem (a.s.)’ma Allahü teâla tarafından on sahife gönderildi. Bu sahifelerde îmân edilecek hususlar, çeşitli dillerde lügâtlar, gusul abdesti almak, oruç tutmak, leş, kan, domuz eti yememek, tıp ilâçları, ...

Devamını Oku »

YEMEK BORUSU

Hazım kanalının başlangıç kısmı. Yetişkinbir şahısta boyu 25 cm. kadar olup, üç kısımdan teşekkül eder. Bunlar: 1- Boyun parçası: En kısa bölümüdür. 2- Göğüs parçası: En uzun parçadır. 3- Karın parçası: Diyafragmayı geçtikten sonraki bölümdür. Üç darlık mevcuttur. Birinci darlık dişlerden itibaren 18 cm.de boğaz (farinks) ile birleştiği yerde; ikinci darlık 28 cm.de yemek borusunun sol bronş dalı ile çaprazlaştığı ...

Devamını Oku »

YEM TORBASI

İçinde hayvan yemi bulunan torba. Yüzyıllardır insanın en sadık arkadaşı, taşıyıcı olan atın Türkler’in yanında önemli bir yeri vardır. Günlük iş görmelerinin yanında cenk meydanlarının ele avuca sığmaz yiğitlerinin zafere ulaştırıcıları bunlardı. Böyle bir yardımcının eğeri, özengisi, gemi ve beslenmesinin ayrı bir hususiyeti vardı. Bilhassa beslenmesine çok dikkat edilirdi. Seyahatlerde yemler torba ile verilirdi. Torbaların boyu ekseriye 50, eni 30-35 ...

Devamını Oku »

YEM BİTKİLERİ

Hayvanların beslenmesinde kullanılan bitkiler. Memleketimizde yetiştirilen önemli yem bitkileri necliyeler ve bakliyeler olmak üzere iki grup altında toplanabilir. Bunların bir kısmı yaşadığı­ mız çevrenin çayır ve meralarında kendi hallerinde yetiştiği gibi, bazılarını da çiftçiler tarlalarına ekerek yetiştirirler. Yem bitkilerinin iklim ve toprak istekleri az çok birbirinden farklıdır. Genellikle yeşil, kuru ot ve silo yemleri halinde hayvanlara verilerek onların beslenmesinde kullanılır. ...

Devamını Oku »
bool(false)