Osmanlı Padişahları

Kara Tahta

Aslı 14 yasında liseye gitmeye hazırlanan bir öğrenciydi.TEOG’dan aldığı puandan memnun değildi ama liseye gideceği için çok heyecenlıydı .İlk gün gelmişti  heyecandan ayakları titriyordu .Hangi sınıfta olduğunu öğrenmek için idare bölümüne doğru yürümeye başladı .İdare bölümü çok kalabalıktı 1saat kadar süreden sonra sırası gelmişti. Sessiz bir şekilde kapıyı tıklatıp içeri girdi İçerde sanki ölü havası vardı. Hangi sınıfta olduğunu öğrenmek ...

Devamını Oku »
Sadrazamlar,: Kavanoz Ahmet Paşa (1703) Enişte Haşan Paşa (1703-1704) Kalaylıkoz Ahmet Paşa (1704) Baltacı Mehmet Paşa (1704-1706; 1710-1711) Çorlulu Ali Paşa (1706-1710) Köprülüzade Numan Paşa (1710) Ağa Yusuf Paşa (1711-1712) Silahtar Köle Süleyman Paşa (1712-1713) Orsapoça İbrahim Paşa (1713) Damat Ali Paşa (1713-1716) Hacı Halil Paşa (1716-1717) Nişancı Mehmet Paşa (1717-1718) Nevşehirli Damat İbrahim Paşa (1718-1730) Silahtar Mehmet Paşa (1730)

Ahmet III

Ahmet III Türk padişahı (Hacıoğlupazarı 1673-İstanbul 1736). Mehmet IV ile Rabia Gülnuş Emetullah Sultan’nın oğlu olan Ahmet III, babası tahttan indirildiğinde ondört yaşındaydı. Amcaları Süleyman ve Ahmet II ile kardeşi Mustafa ll’nin padişahlıkları boyunca sarayda, kafes arkasında yaşadı. Edirne Vakası ya da Feyzullah Efendi Olayı diye anılan Cebecilerin ayaklanması sonucunda, 22 Ağustos 1703’te, Edirne’de tahta çıkarıldı. Zorbaların koruyuculuğunda İstanbul’a gelip, ...

Devamını Oku »

Ahmet II

Ahmet II Türk padişahı (İstanbul 1643-Edirne 1695). Sultan İbrahim iİe Hatice Muazzez Sultan’ın oğlu. Babası boğdu- rulduğunda beş buçuk yaşında olan Ahmet ll’nin 7 yaşındaki ağabeyi Mehmet IV kırk yıl, öbür ağabeyi Süleyman II dört yıl padişahlık yaptılar. Ahmet II, bütün bu süreyi Topkapı ve Edirne saraylarında kafes ardında geçirdi. Ayrıca Büyük Valide Kösem Sultan ile Valide Hatice Turhan Sultan ...

Devamını Oku »

Ahmet I

Ahmet I Türk padişahı (Manisa 1590-jstanbıiM 617). Mehmet III ile Handan Sultan’ın oğlu olan Ahmefr, 22 Ocakl 603’te tahta çıktığında, alışılagelmiş biçimde kardeşini öldürt- meyip, hanedanın en yaşlı erkeğinin tahta geçmesini kurallaştırdı. Büyükbabası ve babasının padişahlıkları sırasında siyasete fazlasıyla karışan büyükannesi Safiye Sultan’ı İstanbul’dan uzaklaştırdı. Safevilerle sürmekte olan savaşı yönetmesi için Sinan Paşa’yı doğu cephesine gönderip, Sadrazam Yavuz Ali Paşa’nın ...

Devamını Oku »
Orhan Gazi Tuğrası

ORHAN GÂZİ

ORHAN GÂZİ; Osmanlı sultanlarının İkincisi. 1281 yılında Söğüt’te doğdu. Babası Osmanlı Devleti ve hânedânınm kurucusu Osman Gâzi, annesi Şeyh Edebâli’nin kızı Mal Hâtundur. İslâm terbiyesiyle yetiştirildi. İyi bir eğitim ve öğretim gösterilerek büyütüldü. Gâzilerin gazâlarını ve meşhur İslâm mücâhidlerinin, âlimlerinin, evliyâların menkıbelerini dinleyerek şuurlandı. Osman Gâzinin kumandanları ve arkadaşlarından silah tâlimi gördü. Devrin silahlarını mahâretle kullanmasını ve muhârebe taktiklerini öğrendi. ...

Devamını Oku »

İntihar Süsü Verilmiş Cinayet!

İntihar Etmedi Şehid Edildi!.. “Devlet Adamları Bana İhanet Ettiler!” Tarihin unutmayacağı, ibret numunesi olan vahim hadiselerin en mühimlerinden biri, Sultan Abdülaziz Han’ın tahttan indirilip şehid edilmesidir. Belki de, Osmanlı tarihinin en kanlı tertibi neticesinde ortaya konulan bu zulüm, millî tarihimizin bir dönüm noktası olmuştur. Birkaç nankör devlet adamının padişahı tahttan indirerek şehid etmelerinden sonra felâketlerin önü alınamayacak, devletin çöküşü Abdülhamid ...

Devamını Oku »

Osmanlı’da Bir Padişah Nasıl Yetişir?

Osmanlı’da Bir Padişah Nasıl Yetişir? Bir devleti yönetmek , üstelik sınırları milyonlarca kilom etreye ulaşan ve bünyesinde birçok din, dil, ırk ve farklı mezhepleri banrındıran Osmanlı Devleti’ni yönetmek herkesin başarabileceği bir iş değildir. Sınırlar genişledikçe zorluklar başlar, sıkıntılar artar, devlet yönetiminde çatlaklar ortaya çıkar, uzak mesafeleri kontrol etmek güçleşir, isyanlarla uğraşm ak ve isyancıları zaptetmek uzun zaman alabilir. Peki, bu işleri ...

Devamını Oku »

İstanbul’u Fetheden Manevî Ordu ”Ey Sultan Mehmet Korkma!… ”

İstanbul’u Fetheden Manevî Ordu ”Ey Sultan Mehmet Korkma!… ” Sultan İkinci Mehmed, 1453 yılı baharında İstanbul’u fethetmek için Edirne’den hareket ettiğinde devrin teknik ve askerî manada en üstün ordusuna mâlik bulunuyordu. O zamana kadar dünyanın görmediği büyüklükte ve sayıda topla mücehhez, nizam ve intizamı mükemmel, iaşe ve mühimmat noktasında hiçbir noksanı olmayan bu ordu, pek çoğu tezgâhtan yeni inmiş 150 harp ...

Devamını Oku »

Şehidliği Dileyen Büyük Vezir Sokullıı Mehmed Paşa

Şehidliği Dileyen Büyük Vezir Sokullıı Mehmed Paşa Sokullu Mehmed Paşa, Osmanlı sadrazam ve devlet adamlarının en büyüklerindendir. Kanunî Sultan Süleyman devrinde, 1565 senesinde Sadrazam Semiz Ali Paşa vefat edince onun yerine sadrazam tayin edildi. 14 ay kadar Kanunî Sultan Süleyman’a sadrazamlık yaptıktan sonra Sultan İkinci Selim Han ve Sultan Üçüncü Murad Han devirlerinde de sadaret makamında kalarak büyük hizmetlerde bulundu. ...

Devamını Oku »

Sultanın Yüreğini Bıraktığı Yer

Sultanın Yüreğini Bıraktığı Yer Rumeli ve Balkanların anahtarı olan fetihleri yapan Murad Hüdâvendigâr şehid edildikten sonra tahnit edilerek Bursa’daki türbesine gönderilmiştir. Tahnitten sonra iç organlarıyla beraber kalbi de Kosova’da inşa edilen makam-türbesine yerleştirilmiş; daha sonra burası “Meşhed-i Hüdâvendigâr” diye anılmış, halkın ve devlet adamlarının daimi ziyaretgâhlarmdan biri olmuştur. 1389’un yaz mevsiminde Kosova sahrasında büyük bir savaş cereyan ediyordu. Sultan Birinci ...

Devamını Oku »

Kosova’d a Bir Şehid Sultan

Kosova’d a Bir Şehid Sultan Sırp kralı, Macar kralına; “Himayenize girersek ne yaparsınız?” diye sorduğu zaman, Macar kralı; “Kiliselerinizi, Katolik kilisesine çevirtirim.” der. Osmanlı hakanına sorduğunda ise padişah; “Kiliselerinize dokunmam ama yanlarına cami yaptırırım.” der. Osmanlı’nm adaletini temsil eden bu ifadeler hiçbir zaman sözde kalmamış; Osmanlılar özde de âdil davranmışlardır. Bu yüzden fethedilen yerlerdeki ahali Osmanlı’yı sever ve ister. Fakat ...

Devamını Oku »

Zorla Vergi Toplayana Şiddetli Ceza

Zorla Vergi Toplayana Şiddetli Ceza Osmanlı padişahları, devlet hazinesini şahısları için asla kullanmaklardı Osman Gazi’deıı bilitibar geçerli olan bu kaide, devletin sonuna kadar devam etmiştir. Orhan Gazi, babasının yolundan gitmiş, harama el sürmemiş, altın ve gümüş kaptan yemek yememiştir. Devlet kasasından şahsı için bir kuruş bile çıkarmamıştır. Hazine kapısının ve hazine defterlerinin sultanlık mührü ile mühürlenmesi onun  Zamanında olmuştur. Alınan ...

Devamını Oku »

OsmanIı’da Milli Marşlar Ve Hamidiye Marşı

OsmanIı’da Milli Marşlar Ve Hamidiye Marşı Selçuklu sultanı, bir fermanla birlikte Osman Gazi’ye emirlik alameti olan “tuğ”, “alem “, “tabi” ve “nakkare” de gönderm işti. Ferm an, Osman Gazi’ye bir ikindi vakti takdim edildi. Osman Gazi ayakta durarak nevbet vurdurdu (çaldırdı). Böylece Osmanlı D evleti’nin resmî m ehteri başlamış oldu. Fatih Sultan Mehmed Han zamanına kadar nevbet vurulurken padişahların ayakta ...

Devamını Oku »

Uzakları Gören Hükğmdar

Uzakları Gören Hükğmdar “Fırat ile Dicle’yi, Seyhan ile Ceyhan’ı, Sakarya ile Kızılırmak’ı daha faydalı bir hale getirmek müm kündür. Bütün limanlarım ızı, bilhassa Karadeniz ve Akdeniz limanlarımızı baştanbaşa inşa etmek, Anadolu ve Rum eli demiryollarını çoğaltmak pek zarurîdir. Sizi temin ederim yüzbaşı, bütün saltanat müddetim boyunca hep bunları düşündüm. Bazı im kânlar da aradım . Fakat bu noktada en korktuğum ...

Devamını Oku »

Kimin Düğünü Daha Güzel?

Kimin Düğünü Daha Güzel? Kanuni Sultan Süleyman şehzadelerini sünnet ettirdiği sırada oldukça görkemli bir düğün yaptırır. Ondan daha önce vezir Makbul İbrahim Paşa da muhteşem bir düğün yaptırmış ve bu düğüne Kanuni Sultan Süleyman’ı da davet etmiştir. Sultan bir vesilevle İbrahim Paşa’ya: “Senin düğününle benim düğünümü nasıl buluyorsun? Hangisi daha güzel oldu?” diye sormuş. İbrahim Paşa “Benim düğünüm daha güzel ...

Devamını Oku »

Osmanlı Döneminde Karneler

Osmanlı Döneminde Karneler Eskiden beri, okullarda karne günlerinde heyecan en üst seviyededir. Kimi öğrencinin gözü parlar heyecandan, kiminin ise kaçamak bakışlarına  hafif bir terleme eşlik eder. İşte bugünler tarih boyunca böyle olagelmiştir. Çalışan kazanmış, tembellik yapan da mükâfatını(!) almıştır. Osmanlı devri mekteplerinde, 19. asrın sonlarında yaygınlaşmaya başlayan karneye “cüzdan” denilmekteydi. Bu cüzdanlara “etvâr ve mesai cüzdanı”, “hal ve hareket, sa‘y ...

Devamını Oku »

Padişahlar Taç Giymez, Kılıç Kuşanırdı . . .

Padişahlar Taç Giymez, Kılıç Kuşanırdı . . . Hükümdarlann tahta çıkması sebebiyle çeşitli merasimler yapılırdı. Bu kutlamalar her ülkenin geleneklerine göre farklı şekillerde yapılmaktaydı. Osmanlı padişahları da tahta çıktıktan sonra bazı merasimler yapılmıştır. Bu merasimlerden birisi “kılıç alayı” denilen padişahın kılıç kuşanması merasimiydi. Bazı İslâm devlederinde olduğu gibi OsmanlIlarda da padişahların saltanat makamına oturduktan sonra hükümdarlığın gereğinden olarak kılıç kuşanmaları ...

Devamını Oku »

Sultan ikinci Abdülhamid Han’ın Çocuk Sevgisi

Sultan ikinci Abdülhamid Han’ın Çocuk Sevgisi İngiliz milletvekili olan eşiyle birlikte İstanbul’a gelen ve Abdülhamid Han’ı tanıma fırsatı bulmuş Bayan Müller, mektuplarında şöyle yazmıştır: “…Çocuklara karşı beslediği büyük sevgi herkesin malumudur. İstanbul’da iken duymuştuk; sarayda bir oda dolusu Paris’ten şimlirite؟ en güzel ve değerli çocuk oyuncakları varmış. Padişah, Harem dairesini ziyarete gelen bir annenin çocuğunu da beraberinde getirdiğini duyar duymaz, ...

Devamını Oku »

Deli Hüseyin Paşa’y a Sadrazamlık Yolunu Açan Muhteşem Yayı

Deli Hüseyin Paşa’y a Sadrazamlık Yolunu Açan Muhteşem Yayı Eski Türk devletlerinde ok ve yayın çok büyük önemi vardı. İyi ve makbul ok iki seneden elli seneye kadar ancak hazırlanabiliyordu. Kuvvetli yayları kurmak her babayiğidin harcı değildi. Sultan Dördüncü Murad devrinde bununla ilgili bir hadise cereyan etmiş ve Dârüssaâde ağasının odasına odun taşıyan Deli Hüseyin gibi bir baltacıya sadrazamlığın yolunu ...

Devamını Oku »

Aydos Kalesini Fetheden Rüya

Aydos Kalesini Fetheden Rüya Bugünkü Bulgaristan sınırları içinde kalan Aydos Kalesi, Abdurrahman Gazi tarafından 1326’da fethedildi. Ancak gaziler, sarp bir kale olan Aydos’un fethine kolay muvaffak olamadılar. Hatta, uzun bir süre kuşatılan kalenin fethine sebep olarak şu hadise anlatılır: Aydos tekfurunun bir kızı vardı. Bu kız, bir gece rüyasında, kendini karanlık ve derin bir kuyunun içine düşmüş gördü. Her ne ...

Devamını Oku »
bool(false)