Kısa anlamlı hikaye

KARINCALAR

KARINCALAR Kırlarda, Hermes’in oğlu Pan, dolaşıyordu. Binlerce yıldan beri gelip geçen binlerce Temmuz aylarından biriydi. Zaten yüzyıllarca önce, İmparator Tiberius’e, “Büyük Tanrı Pan öldü!” diyenler, yalan söylemiştir. O, tanrısal Ege’nin mavi kıyılarında, yeşil ormanlarında, bereketli topraklarında, kendisinden kaçıp, durgun sularda saza dönen peri kızı Simikis’i hâlâ arar durur. Onun saz olan bedeninden yaptığı flü­ tünü üflemekten yorulmaz. Bugün de Pan, ...

Devamını Oku »

“— Varsın ağır olsun. Meraklıyım ben.”

“— Varsın ağır olsun. Meraklıyım ben.” “— Sabır ister bizim işimiz. Beş saat, altı saat yatakları dolaşacaksın. Sandalda gözleri görmiyen bir adamla bulunmayı göze alırsan.” İri yarı adamın içi burkuldu birden. Derin bir acı oluşuverdi: “— İstersen sabahlarız.” dedi. “— Sabahlarız.” “— İçer misin ?…” “— İçerdim, yoksulluk çöktü, tadını bile unuttum.” “— Öyleyse içki de alırız yanımıza, mangal da.” ...

Devamını Oku »

Oysa, kocaman elleri nasırlıydı.

Oysa, kocaman elleri nasırlıydı. “— Balık mı tutarsın ahbap?” Balık.” “— Elinde kertenez olmadığına göre, balık yataklarını nasıl bulursun ?…” Hafifçe gülümsedi: “— Kıyıya vuran suyun sesinden.” dedi. “— Nasıl yâni, anlamadım. Bağışla, seni işinden alıkoyuyorum ama, merak ettim. Sonra, ben de yardım edebilirim sana.” Gene gülümsedi: “— Bu, sizlere vergi iş değil, dedi. Sizin elleriniz nazik olmalı.” İri yarı ...

Devamını Oku »

IRIP

I R I P İri yan, güçlü adam, ağzında cıgara, dalgın dalgın, kıyıya yürüdü. Gün bitiyordu, ortabk sıpsıcacıktı. Kıyıdaki kumlukta, pantalon paçalarını dizkapaklarına kadar sıvamış balıkçılar, ağ onarıyorlardı. İğler, usta parmaklarda gidip geliyordu. Gergef işlercesine, kahverengi ağlar onarılıyordu. Uzun ağlar, kıyı şeridi boyunca kumsala serilmiş, daha küçükleri, iki direk arasına asılmıştı. Kimi ayakta, kimi onardığı ağın üstüne çökmüş, abanmış, çalışıyordu. ...

Devamını Oku »

GIYBET

GIYBET O iîiam-ı Gazali (Kuddise sirrühû) der ki: H — Bir gün îsâ Aleyhisselâm Şeytan’a. rast gelir. Bir .eHnde bal, diğer elinde de kül tutmakta olan Şeytan’â sorar:. — Ey aduvellah! Bu bal vö kül ile ne yapıyorsun? iblis cevap verir: — Külü fakirlerin, yetimlerin üzerine serpiyorum- Tâ ki zenginlerin gözlerine çirkin gözüksün de yardım etmek, fikrinden vaz geçsinler. — ...

Devamını Oku »

ÖRNEK, ÂLÎM

S eksen tarihinde doğup yüz elli tarihinde ikinci. Abbasi Halifesi Mansur zamanında vefat et-‘ miş olan mezhep sahibimiz İmam-ı A’zam Haz- retlerinfe en’ ağır baskıyı günün Halifesi Mansur yapmış,. ondan arzularına uygun fetva alabilmek için Ölümüne sebebiyet verecek derecede işkenceye bile maruz, bırakmıştır. Ancak, tarihlerin bizlere intikal ettirdiği vesikalara bakacak olursak, İmam-ı A’zam Hazretlerinin, bu baskı ve işkencelere karşı kendinden ...

Devamını Oku »

ÖYLE BABADAN BÖYLE ÇOCUK

Sabit küçük yaştan beri abdestini, namazını ihmal etmezdi. Bir gün ‘bahçesinin içinden geçen bir derenin kenarında yine abdest almakta iken, önüne kırmızı bir elma geldi. îştihasını çeken bu elmayı, âdeta gayr-ı ihtiyari bir şekilde alıp ısırdı. Henüz elmanın suyu boğazından aşağı inerken bunun haram olduğunu, sahibinin müsaadesi olmadan nasıl olup da haram elmayı ısırdığını düşündü. Birden aklı başına gelen Sabit, ...

Devamını Oku »

FİTNECİLER

Öyle kimseler var ki, işleri güçleri pislik eşeleyip fitne çıkarmak; her şeyin iyisi, güzeli, müsbeti dururken ille de kötüsünü, fenasını dikkate vermek itiyadmdadırlar. Bunlar daima ayrılık, münakaşa, kıtal hasreti içinde yanıp tutuşurlar; fitne ve fesaddan yılanın zehirden gıda aldığı gibi gıdalanır. zevk alırlar.Bu sebeple huzur Ve sükûnun tek müessisi Reşûlül- lah Hazretleri: ( — Fitne uykudadır, onu uyandırana Allah lanet ...

Devamını Oku »

NİMETİN ESERİ GÖRÜLMELİ

if rat ve tefrit iki aşın uçtur. II Yanİış anlaşılmasın, itikat ve ideolojiden bah- seden aşın uçları kasdetmiyörum. Sadece giyimde, kuşamdaki ifrat ve tefritten söz ediyor, ifrat ve tefritin yalnız giyimimize tealluk eden hususunu bahis mevzuu etmek istiyorum Benim bu mevzua girmeme sebep, bir kötü giyimli kimseyi göstermeleridir. Üzerindeki elbise, kendisine acındıracaik dereceye yakın bir solukluk ve eskiükte görünüyordu. Hatta ...

Devamını Oku »

KAHRAMAN SAFİYYE VE HUZEYFE

Bildiğiniz gibi, Medine’nin yakınma kadar gelmiş olan Mekke kâfirleri, Uhud eivannda karar- gâhlarını kurdular. Hazret-i Resulüllah ise (ye- diyüz) kadar Ashabiyle bunları karşıladı. Aradaki fark çok büyüktü. (Yediyüz) silâhsız Müslümana karşı (üç bin) silâhlı müşrik mevzi almışlardı. îslâmın en dehşetli cihadı burada cereyan etti. Ibn-i Kâmi’e denen imansız biri, çarpışma sırasında Zat-ı Risaletpenahi’ye kadar yaklaşabilmiş, bu arada elindeki kılıncıyla Resulüllah ...

Devamını Oku »

sui zan

Eski Müalümanlar lalamın bir çok hükümlerini İr-» biliyor, Müslümanın, İslama muhalif fiil ve ha- reketinin Islâmdan değil, kendi nefsî arzusundan doğduğunu anlıyorlardı. Bugün kahir ekseriyet İslâmî bilmiyor, bilmediği gibi onu tedkik ihtiyacını da duymuyor. Sadece Müs- lümanlarda gördüğü yaşayış ve tavırdan İslâmiyet hakkında bir hükme varıyor. İslâmî Islâmdan değil Müs- lümandan öğreniyor, Müslümanın istikametindeki doğruluktan dolayı bir kanaata varıyor. Bu ...

Devamını Oku »

CEZA

H azret-i îsa Aleyhisselâm geçmekte olduğu yo-> • 1un kenarındaki çukurda bir gencin ak sakallı bir ihtiyarı sürükleyerek tekmelediğini görünce mani olmak istedi. İhtiyar: — Dokunmayın, dokunmayın, diye ricada bulundu ve sebebini de şöyle anlattı: — Ben de babamı burada aynı şekilde şu ilerideki tepeye kadar sürüklemiştim. Bu benim oğlum da bana aynını yapıyor, babama ettiğimin intikamını alıyor! Evet, insanlar ...

Devamını Oku »

MÜSLÜMAN ZENGİNLE MEOÛSÎ ZENGİN

H er nimetin kendine göre bir külfeti vardır. Zenginlik de bir nimet-i İlâhidir ki, bunun külfeti ve mükellefiyeti de, muhtaçlara yardım etmek, perişan kimselerin dertlerine deva olmaktır. Şunu kat’i olarak ifade edebiliriz ki, eğer zenginler îslâmın kendilerini mecbur tkıttujğu mükellefiyetlerini yerine getirmiş olsalar, memlekette; ne sosyal adâlet işetiyoruz, teraneleri kalır, ne de sosyalizm palavrası ile fakirler aldatılabilirDinî mükellefiyetlerini yerine getirmedikleri ...

Devamını Oku »

İDDİA DEĞİL, YAŞAMAK LAZIM!

E skiden Islâm büyükleri, bir araya toplandıkları zaman, kendi kendilerini tenkit yağmuruna tutarlar, işledikleri kusurları, kabahatları yüzünden, bizzat nefislerini şiddetle itham ederek, Resu- lüllah’ın sünnetine uymayan fiillerinden dolayı —başkalarından evvel— kendi şahıslarını ayıplarlarmış! Şimdi ise, yine aym şey yapılıyor, üç beş insan kahve köşelerinde bir araya geliyor, hemen hepsi de müthiş bir tenkit ve takbihe başlıyorlar. Ancak bunun eski” sinden ...

Devamını Oku »

HACI SADIK HOCA

HACI SADIK HOCA skiden milleti ayakta tutan din adamları, Medrese mezunu vaizler, hocalardı; Halkın kâhir ekseriyeti müftü: Ve imamlann sözlerine itibar eder, bir din adamının nasihatini, tavsiyesini Kur’ anın emri olarak telakki ederdi. Bu sebeple din düşmanı bozguncular, halkg, istedikleri fikri telkin etmekte güçlük çekerlerdi. Çünkü halkın irşatçı olduğunda şüpheye düşmediği din adamları telkin edilen batıl düşünceleri irşat edici sözleriyle ...

Devamını Oku »

EVLERİNİZİ MEZAK YAPMAYINIZ

EVLERİNİZİ MEZAK YAPMAYINIZ ‘ K endisiyle senelerce evvel, tanıştığımız bir dostumun ticarethanesine ilk defa geçen gün uğ­ radım- Her defasında camide görüştüğümüz bu zâtın etrafında bir çok tezgâhtar ve işçiler dolaşıyordu. Bunların içinden bir delikanlı: — Baba, şu faturanın hesabını bir tetkik eder misiniz, dedi? Camide her zaman birinci şafa koşan bu sofu dostum, faturayı alıp tetkik ederken bende bir ...

Devamını Oku »

İslamamı Uyacağız Turistleremi

İslamamı Uyacağız  Turistleremi HADÎS E Mİ TURİSTE Mİ BAKACAĞIZ? T ürkiye’de İslâmın zıddı ideolojilere sarılanlar, Islâmiyeti tedkik edip, suallerine cevap bulamadıklan için başka cereyanlara sapmış değillerdir. Eğer Müslümanlığı inceleyip, İslâmî hükümleri tetkik ettikten sonra aradıklarını bulamamış ve bu yüzden de başka ideolojilere sarılmış olsalardı, bir dereceye kadar kendilerine hak vermek mümkün olurdu, felâ- mııi zıddı olan, cereyanlara sapmalarında kendilerini mazur göstermeleri ...

Devamını Oku »

EHL-İ KİTABA YAKINLIK

EHL-İ KİTABA YAKINLIK © gün Mekke Müşriklerinde derin bir sevinç vardı. Gülüyor, oynuyor, rastgeldikleri Müslümaniara da şımarık lâflar atıyorlardı. Halbuki, Mekke’de Müşrikleri sevindirecek Her hangi bir vak’a da mevcut değildi. Kısa bir müddet sonra putperestleri sevindiren hâdisenin mahiyyeti anlaşıldı: V , Hiç bir kitaba inanmayıp, daima ateşe tapan Ateş­ perest Fars’lılarla, fyir semavi kitaba* inanan Rum Hıristiyanları arasında Dicle üzerinde yukubulan ...

Devamını Oku »

ŞU İKİ ADAMDAN BENİ KURTAR!

12 inci asrın sonlarına doğru Ortadoğuya II – ^ [ a k ı n etmiş Haçlı ordularını küçücük ordusuyla püskürtüp, o günkü İslâm dünyasını Haç­ lı tasallutundan uzun bir müddet muhafaza ettikten son­ — 90 — i I ra savaş bayrağını diğer kahraman Salahaddin Eyyü- bi’ye bırakarak Haleb civarında ruhunu teslim eden bü­ yük kumandan ve âdil hükümdar Nureddin Zengi ...

Devamını Oku »

PEYGAMBERLER SADECE ÂHÎRET REHBERİ DEĞİLDİR!

Dört sual ihtiva eden mektubunuzu okuduktan sonra şu hususları dikkatinize arzetmekte fay da mülâhaza ettim: Bu dünyayı halkeden ve içini de bizim gibi şuur sahibi insanlarla dolduran Allahü Azimüşşan, acaba yarattığı bu insanları başı boş mu bırakmış, yoksa bunlara bir lider ve rehber de göndermiş midir? — Elbette göndermiştir! — Kimdir bu liderler? — Peygamberler! — Evet, peygamberler insanların yegâne ...

Devamını Oku »
bool(false)