Aurignacien kültürü

Aurignacien kültürü, Üst Paleolitik Çağ
Avrupası’nda alet yapımı ve sanat geleneği.
Mousterien kültüründen sonra, Solutreen
kültüründen önce gelir ve Perigordien kültürü
ile eşzamanlıdır. Aletlerde büyük bir
çeşitlilik ve özelleşme görülür. Sanat ürünlerinin
çoğunda kullanılan oyma kalemi de
bu dönemin buluşudur.
Aurignacien kültürünün öbür Üst Paleolitik
kültürlerden başlıca farkı, dilgi aletlerden
çok, taş yonga aletlerin kullanılmasıdır.
Yongalar ince bir işçilikte ön kazıyıcı, sırtlı
kazıyıcı ya da uç kazıyıcı aletler haline
getirilmiştir. Delme tekniği ile çeşitli boylarda
yapılmış dilgi aletler ve oyma kalemleri
de bulunur. Kemik ve boynuzların
yarılıp kesildikten sonra düzeltilmesiyle sivri
uçlu aletler elde edilmiştir. Buluntular
arasındaki yarık dipli ve iki ucu da sivri
aletler bu dönemde sap yapımının başladığını
kanıtlar.
Fildişinden oyulmuş Aurignacien-Gravettien
kültürüne ait stilize “Venüs” heykelcikleri
(İö y. 24.800) (Dolnı VĞstonice, Mikulov,
Moravya, Çekoslovakya); Moravya Müzesi
Brno, Çekoslovakya
Czechoslovak News Agency, Prag
Aurignacıen sanatı, beceriksiz çabalardan
gelişkin ve olgun bir üsluba doğru uzanan
çizgisiyle tarihteki ilk tamamlanmış sanat
geleneğidir. Bu dönemin ilk küçük, taşınabilir
sanat ürünleri, Avrupa’nın batısında
örnekleri bulunan ve üstüne çok basit
hayvan figürleri oyulmuş çakıl taşlarıdır. Bu
figürler sonradan kemik ve diş parçalarına
yapılmıştır. Bu dönemde Doğu Avrupa’da
gerçek bir heykelcilik geleneğinin de gelişmeye
başladığı görülür. Bu geleneğin ürünleri
kilden yapılmış, basit, ama canlı bir
gerçekçiliği olan hayvan figürleri ile oldukça
stilize hamile kadın heykelcikleridir.
Venüs figürleri diye anılan bu heykelciklerin
doğurganhğı simgelediği sanılır. Aurignacien
kültürünün sonlarında, Doğu’nun
Lascaux Mağarası’nda Aurignacien kültürüne
ait boğa ve at resimleri, Fransa
Hans Hinz, Basel
heykel geleneği ile Batidaki çizgi geleneğinin
kaynaşması sonucu yeni bir oymacılık
gelişmiştir. Çok daha doğal biçimli olan bu
oymaların ayrıntılarında, tarama yaparak
gölgeleme ve kısaltım (rakursi) çabalan
gözlenir.
Mağara resimlerinin neredeyse tümü Batı
Avrupa’da yapılmıştır. Buradaki kireçtaşı
mağaralannm duvarlannda, tavanlannda,
bazen de tabanlannda Aurignacien kültürünün
sonuna değin yapılmış yüzlerce resim,
oyma ve kabartma bulunur. Büyük bir
olasılıkla ilk resimler el çizimleridir. Bunlar
duvara dayanan bir elin çevresinin renkli
boyayla çizilmesiyle yapılmıştır. Ardından
figür resimleri gelir. Bu ilk resimlerin
Aurignacien kültürü boyunca süren bir
özelliği “çarpık perspektif”tir (örn. hayvanın
başının profilden, boynuzlarının önden
gösterilmesi). Aurignacien sanatının en güzel
örneklerinden biri, Fransa’nın güneybatısındaki
Lascaux Mağarasinin(*) duvarlanyla
tavanındaki at ve boğa gibi hayvan
resimleridir. Kırmızı, san, kahverengi, siyah
gibi çeşitli renklerle canlı biçimde
boyanmış, kaim ve kesintisiz dış çizgilerle
belirginleştirilmiş bu etkileyici figürler, canlı
bir doğalcılığı, dikkatli bir doğa gözlemciliğini
ve Aurignacien sanatının olgunluk
dönemini yansıtan tek boyutlu, doğrusal bir
yaklaşımı ortaya koyar.

Share This:

Hakkında pendik yol yardım

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)