EVRENİN SIRRI

EVRENİN SIRRI

Bazı insanlar simyacı olmak ister. Değersiz maden eşyalarını gözleri kamaştıracak kadar değerli altın, mucevherlere dönüştürmek.

Bursa’nın Alaçatı köyünde yaşayan paçaları yamalı, saçları dağınık 12 yaşındaki yusuf gibi. Öğretmeninin ona simyacılıkla ilgili biraz bilgi vermesiyle başladı. Bir sabah aylarca uğraşıp yaptığı ağaç evinde her zamanki gibi ayaklarını uzatıp hayallere dalmış haldeyken birden ayakkabısındaki yamayı farketti. Babasının zaten para sıkıntısı çektiğinden ayakkabısından bahsedip babasına yük olmak istemiyordu. Kendi içinde olduğu durumu düşünürken sinirlenip kendi kendine söz verdi büyüyünce simyacı olup kendisini ve ailesini bu yoksul hayattan kurtaracaktır. Artık daha çok çalışması gerekiyordu. Ve o günden sonra her gün biraz daha fazla çalışmaya başladı. büyük mertebelere gelecek kadar bilgin hale geldi. Yıllarca ne kadar deneme yaptıysa da hiçbir madeni altına dönüştüremedi. Artık bunun imkansız olduğunu düşünerek vazgeçti. Vazgeçtiği an eski hali ve şimdiki halini anımsadı. Hep değersiz eşyaları, değerli bir şeye dönüştürmeye çalışırken hiç fark etmediği bir şeyi farketti 12 yaşında o sözü verirken ki cahil haliyle, şimdiki bilgili hali. Asıl simyacı olmak bu olmalıydı. Sonunda hayalinin gerçekleşmiş, simyacı olduğunun farkına vardı. Evrenin sırrı, evrenin anlamı bu olmalıydı… “En büyük altın ve en değerli mücevherin ‘bilgi’ olduğunu anladı.”

MCB

Share This:

Hakkında muzaffer can buğdaycı

muzaffer can buğdaycı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)